13 Aralık 2011

İlk duruşmada sorulması gereken 4 soru (İddianame üzerine notlar...)


İddianame'nin hepsini okumasamda şöyle bir göz attıktan sonra ilk dikkatimi çeken bolca yazılmış gereksiz telefon konuşması ve net bir yere varmayan diyaloglar. Şikenin ve teşviğin yıllardır ülkemizde olduğunu 15 yaşındaki çocuklar bile bilince insan savcıya bula bula bunları mı buldun demek istiyor. Allah'tan 2003-2004 yılında bu takımları dinlememiş. O zaman Beşiktaş ve Fenerbahçe başkanı ömür boyu yerlerdi herhalde. 

Benim asıl ilgimi çeken ise Aziz Yıldırım'ın iddianame açıklandıktan sonra yaptığı savunma oldu. Yıldırım, menajerler yerine kongre üyeleri üzerinden yaptığımız transfer çalışmaları şike olarak yorumlanıyor diyor. Gerçi Fenerbahçe'nin her zaman sene sonuna doğru maç yapacağı takımları iyi oyuncularına transfe teklifi etmesi ya da gazetelerde geçirmesi yeni bir şey değil. 

Ben savcı olsam, aşağıdaki soruları direk sorardım Aziz Yıldırım'a;

1- Transfer çalışmalarını kongre üyeleri yerine neden öz oğlunuz gibi gördüğünüz ve gerek Mehmet Topuz gerekse diğer büyük transferlerde direk olarak aracı kullandığınız ve sizi babası gibi gören Rıdvan Dilmen ile yapmadınız. Bunun nedeni hiçbir zaman şikeye izin vermeyecek olan Aykut Kocaman ile Rıdvan'ın yakınlığı mı? Yoksa Rıdvan'ın bu işlere karışmak istemeyeceği mi? 

2- Bu transfer görüşmelerinin normal olduğunu savunuyorsunuz ama kalenizde milli takımın vazgeçilmez kalecisi varken neden her zaman karşı rakibin kalecileri ile irtibata geçtiniz? Kaleci mevkii'nin saha da bir olduğunun farkında değilmisiniz?

Şimdi iki soru da Beşiktaş'lılara;

3- Sizlerin dürüstlüğüne güvenip bu konuşmaların sadece transferden ibaret olduğunu varsayarsak neden İskender Alın ve İbrahim Akın için transfer teklifinde bulunmadınız? Transfer planlarınızı 5 ay önce yapıp haziranda 1 dakika içinde mi karar veriyorsunuz? 

4- Akın transferi yüksek bedelden yattı diyorsunuz, Beşiktaş 1-2 milyon Euro'ya bu kadar önem veriyorsa neden Holosko'yu bedelsiz Belediye'ye kiraladı? Bu kadar önceden transfer planı yapıyorsanız ve Türk oyuncular ile yabancı kontenjanından problem yaşamak istemiyorsanız neden başka oyuncular ilr görüşmediniz? Ülkede başka oyuncu mu yok!

9 Aralık 2011

Foto: İlk el clasico'dan bu yana Pep Guardiola'daki Değişim ve yarınki maçın taktiksel analizi

Yukarıdaki foto Pep'in ilk el clasico'sundan. (Arka plandaki arkadaş tanıdık geldi mi :) )La Liga'da oynadığı 6 el clasico'dan 5 galibiyet 1 beraberlikle ayrılan futbolun yeni dehasındaki fiziksel değişiklik sizinde dikkatinizi çekmiştir.Aşağıdaki fotoda bu hafta oynanan Bate maçından. Kafada saçlar giderek azalırken onları sakal ile ikame etmeye çalışıyor galiba Guardiola. Yarınki el clasico'ya gelince, değişim sadece fiziksel değil. Dünyayı kendine hayran bırakan bu takımın taktikleride değişti. Artık 4-3-3- yerine 3-4-3 oynamaya çalışıyorlar.

Bu taktik her ne kadar geride çok zaaflar versede, Pep bunda ısrar edecek gibi. Çünkü her ne kadar aklında başında olsa da o da deli Mou gibi bir iz bırakmak istiyor futbol tarihinde. Yarınki maç için mundo deportivo gazetesinin ilk 11 tahmini; Valdes - Abidal - Mascherano - Pique - Alves - Xavi - Busquets - Iniesta - Villa - Messi - Cesc şeklinde yani 4-3-3 olarak çıkacaklar.

Bende 4-3-3 olarak başlangıç bekliyorum ama Villa konusunda emin değilim Alexis ilk 11'de başlayabilir. Puyol yerine Pique ise kesin gibi Mascherano ve Pique hızlılar ve Madrid'in kontraataklarına onlar ilaç olabilir. Real Madrid ise Karanka'nın basın toplantısında söylediği gibi 4-3-3 oynacaklar. Orta sahanın defansif çıkması bekleniyor ve taraftarlarda buna biraz sinirleniyor.


Video: El Clasico öncesi Nou Camp sokakları (2009)

el clasico'ya 24 saat kala yavaş yavaş maçın havasına bizde girelim artık. Aşağıdaki videoyu daha önce paylaşmıştım. 2 sene önceki el clasico'yu camp nou'da izleme şansını yakaladığımıda eski postlardan okumuşunuzdur. Nou camp'ta Inter'e karşı oynanan maçı da izledim, başka maçlarıda ama el clasico öncesi kadar hiçbir zaman heyecan olmuyor. Rakip Madrid ise herkes 1-2 saat öncesinde stat etrafında toplanıyor ve yavaş yavaş alkol almaya başlıyor. Alkol damarlarda hızla yayılınca da meşalelerde çıkıyor, kızkaçıranlarda. Futbol, ölüm kalım meselesi mi yoksa bundan daha öte bir şey mi bilmem ama el clasico bir derbiden, bir futboldan çok daha öte bir şey! Bir politika, bir ideoliji savaşı!

25 Kasım 2011

Lamar Odom Beşiktaş'ta (Demirören bayanları kalbinden vurdu)

Lamar Odom'un basketbolu için bir şey yazamacağımdan, neden geldiğini yazalım. Mete Aktaş'ın bu transferde en önemli etkenlerden birinin eşi Khloe Kardashian olduğunu belirtiyor. Bence birinden çok transferi gerçekleştiren etken bu! Eşiniz reality show hastası ise eminim sizde bu aileyi amcanlarınızdan teyzenizden daha yakın takip ediyorsunuzdur. Ben çok rahatlıkla son bir yılda kaç kere hasta olduklarını, dün ne yediklerini ve kabız problemi yaşayıp yaşamadıklarını size anlatabilirim! 

Peki nasıl bu kadar kolay anlaşıldı? Bunun en büyük nedeni ise 2010 Dünya Kupası'nın İstanbul'da olması ve ABD Basketbol takımında Lamar'ın bulunması ve eşinin onu izlemek için yarı final ve final maçlarına gelmesi. Yani Lamar, İstanbul'da 1 aydan fazla kaldı ve burayı çok iyi biliyor. Eşide gördü ve kısa bir süre için gelinebileceğini biliyor. Geriye sadece reality show'da konu üretmek için bir yerlerini yırtan producer'ların Beşiktaş'ı keşfetmesi kaldı.

Arkadaşlar bu aileyi bir Miami bir New York gezdirerek konu çıkarmaya çalışırken. Şimdi ellerinde hiç basılmamış kumsal değerinde bir şehir var. Buradan çok rahat, hiç kasmadan 10 bölüm konu çıkar. Araya da bir iki bölüm Amerika gezisi eklersek işte sana bu sezon bitti.

Umarız Kim Kardashian'da bir ziyarete gelir.Artık Beşiktaş maçlarına gitmek süper kolay olacak. Eşler bizden önce gider. Onlara alınabiliecek en güzel hediye Kardashian yakınlarında bir bilet. Düşünebiliyormusunuz eşinize evlenme yıldönümü için Beşiktaş bileti alacaksınız ve havalar uçacak. Bu işte bir terslik var!

22 Kasım 2011

The FIFA Puskás Award 2011


Bildiğiniz gibi geçen sene Hamit'in Kazakistan'a yolladığı füze bu ödülü almıştı. Bu seneki adaylara bakınca ABD Bayan milli takım oyuncusu Heather O'REILLY tek kadın aday olarak dikkat çekerken, diğer 9 adayda Messi, Neymar, Ibra ve Rooney gibi yıldızlardan oluşuyor. 

Buradaki linkten golleri seyredip oy kullanabilirsiniz. 

O'Reilly'in golü çok süper değil, Neymar'ın slalom golüne oy atmasanızda kesin izlenmeli. Ben Messi'nin PES tarzı golüne kullandım. Dos Santos'un golü ise ABD'de hala 90'ların futbolu oynandığının bir göstergesi. Ceza sahasında 7 oyuncu var adam tek başına gol atıyor. Lopez'in rövaşatasını da izleyin. Rooney'in golü zaten TV'de canlı izledim soluğum kesildi. Bu gol kesin ilk üç yapar ve büyük bir olasılıklada ödülü alır.  

5 Aralık'a kadar oy kullanabilirsiniz. En çok oy alan 3 gol ise tekrar oylamaya sunulacak ve bunlar arasından en güzeli için 9 Ocak'a kadar oy kullanabiliceğiz. Ödülün sahibi ise FIFA Ballon d’Or Gala'da verilecek. 

Benim ilk 3 tahminim: Messi, Neymar ve Rooney.

Daha önceki yıllarda kazananlar: 

2009 - Cristiano Ronaldo (Manchester United - Porto) 2008–09 Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali
2010 - Hamit Altıntop (Kazakistan - Türkiye) Euro 2012 Eleme Grubu Maçı

18 Kasım 2011

Günün Fotoğrafı (Bu fotoda bir tuhaflık var ya)

Ya bu ne Mascherano hayranlığıymış arkadaş. Yanımda Adriana Lima olmadıkça, hayatta Messi'yi bu duruma sokmam. Gerçi Messi ile çektirten sonra Mascherano'da gücenmesin diye çektirmişte olabilir :) Bu arada Messi'de ilk defa smart olmayan bir telefon görmüş gibi bakıyor.

17 Kasım 2011

Marca'nın Gözünden Türkiye'nin Avrupa'da Olmayışının Nedenleri!

İspanyol Marca gazetesinin yazarlarından Jaime Rincon, "con el exterior" köşesinde Türkiye'nin Avrupa'da elenişinin nedenlerini çıkarmaya çalışmış. Futbolumuzun çöküşü dışarıdan nasıl gözüküyor diye merak ederseniz aşağıdaki çeviriye göz atabilirsiniz. Orjinal yazının linki burada.

Türk hayalkırıklığıyla biten Guus Hiddink'in karışımı bir sonraki Avrupa Şampiyonası'nda olmayacak. Hiç yanılmayan, kulübelerin gerçek dünya gezgini Hollandalı teknik adam, çok temiz geçmişini Türkiye'nin Hırvatistan'a elenmesiyle kirletmiş oldu ve kelleside çok gecikmeden kesildi. Peki Hiddik, Türkiye'nin Dünya'da olmamasından sorumlu mu?

"Bunu başarısızlık olarak görmüyorum. Türkiye, elinde geleceği için bir takım olduğundan ileri doğru bakmalı." diye ekledi Hollanda'lı. Fakat Türkiye'de aynı görüşte değiller. Hayalkırıklığının onaylanmasından sonra herkes gözlerini kulübeye çevirdi. Oysa ki, 3 yıl önceki Euro 2008'den beri neler değişti diye bakmalılardı. Fatih Terim önderliğindeki Türkiye, çok iyi bir performans ile yarı finallere kadar gelmişti.

Bir önceki turnuva ile ilk maçtaki Hiddink'in 11'ine bakınca (İkinci maçta bir çok kişi sakatlık ve kart cezası yüzünden oynayamadı) 6 kadar oyuncunun aynı olduğu dikkat çekiyor. Kalede Volkan, defansta Hakan Balta ve Sabri ile orta sahada Emre, Hamit ve Arda. 21 yaşında Euro 2008'de oynayan kırmızıbeyazlı (Atletico Madrid'i refere ediyor.) hariç diğerleri o zaman 25 yaş sınırının üzerindelerdi. Özetle Türkiye'nin yılın önemli maçına çıkardığı takımın yarısından fazla kariyerinin sonuna gelmiş oyunculardan oluşuyordu.   

Türkiye, kendini yenileyemedi. Genç yetenekli Türkler azar azar ortaya çıkıyor ve Osmanlı ülkesi modern futbola işlemiş olan küreselleşmeye arkasını dönmüş durumda. Arda Turan ve Hamit Altıntop'u çıkartısak Hırvatlar karşısında kötü oynayan ilk 11'in geri kalan oyuncuları kendi liglerinde oynuyorlar ki bu ligde kıtanın büyük liglerinin açıkca altında olan bir lig.

Milli Takımın %80'i Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor ve Beşiktaş'tan beslenirken. Bir kaç istisna dışında bu takımların Avrupa panoramasında sadece parmak uçları kadar iz bıraktığını görüyoruz.

Kusursuz Rekor
Belkide problemi Hoca'dan değilde Türklerde aramak gerekiyor. Çünkü Hiddink gerçek bir mucizeyi yapabileceğini birden fazla kere gösterdi. Çalıştırdığı Ulusal Takımlara bakınca, Hollanda ile Euro 96'ta penaltılarla Fransa'ya ve 1998 Dünya Kupası'nda yine penaltılarla Brezilya'ya karşı elenmişti. Güney Kore'yi ise 2002 yılındaki Dünya Kupası'nda yarı final oynatma başarısını göstermişti. Avustralya'ya ise tarihinde ilk defa Dünya Kupası'nda 8'li final oynattı. Tek hayalkırıklığını 2010 Dünya Kupası'na götüremediği Rusya ile yaşadı gerçi onlara da Euro 2008'de yarı final oynatmıştı ve turnuvanın şampiyonu İspanya'ya elenmişlerdi. 

Türkiye, Avrupa'nın dışında kaldı ve Hiddink'te bunun sorumlularından biri ama tek sorumlusu değil ve en önemli etkenlerinden biride değil. Türkiye, Guus'un dediği gibi hemen ileri bakmalı ve kapıları Dünya'ya açarak genç oyunculardan kurulu bir kadro inşa edip onlardan anahtar oyuncular çıkarmalı.

16 Kasım 2011

Casillas İspanya Tarihine Geçti (Hatalı Yediği Golle Değil Tabii)

Iker Casillas dün Kosta Rika karşısında İspanya Ulusal Takımının formasını 127. kere giyerek Barcelona'lı efsane kaleci Zubizarreta'yı geçerek en çok milli olan fubolcu ünvanını aldı. Tabii bu rekoru eline geçirdiği dün akşam ki maçta çok hatalı bir gol yemesi onu epey üzmüştür. Golü görmediyseniz buradaki linkten maçın geniş özetini seyredebilirsiniz.

30 yaşındaki Real Madrid'li oyuncu ilk milli maçına 19 yaşından 14 gün almışken 2000 yılında İsveç karşısında çıkmış. Kaleci için 30'un epey genç olduğunu düşünürsek bu rekoru epey ilerlere taşıyabilir. 

Bu ara Puyol ve Xabi Alanso'nun da 100'ler kulübüne girmesine az kaldı.

.1. Iker Casillas 127
.2. Andoni Zubizarreta 126
.3. Xavi Hernández 107
.4. Raúl González 102
.5. Carles Puyol 98
.6. Xabi Alonso 92
.7. Fernando Torres 90
.8. Fernando Hierro 89
.9. Sergio Ramos 82
10. David Villa 82
11. José A. Camacho 81.

15 Kasım 2011

Wembley

İngiltere Futbol Federasyon'u bu akşam İsveç ile oynanacak hazırlık karşılaşmasında Yeni Wembley'in yapıldığından beri ki en düşük seyirci rakamını bekliyor. Arkadaşlar son Avrupa ve Dünya Şampiyonu İspanya ile oynadıktan 3 gün sonra İsveç maçı için sadece 50 bin civarı bilet satabilmişler. Şaka gibi ya!

Biz Euro 2012 için Hırvatistan ile 52 bin kişilik Türk Telekom Arena'da play-off maçı oynarken biletlerin çoğu 10 eurodan satılıyor ve yer yer boşluklar buluyoruz adamlar 3 günde 2 tane hazırlık maçı yapıyorlar 2. maçı İsveç ile ayarlamışlar ve 50 bin sattıkları için üzülüyorlar. 

Bu arada Yeni Wembley'deki bugüne kadar ki en düşük seyirci sayısı 57.897 kişi ile 2009'da oynadıkları Andorra maçı. En son 50bin altında oynanan maç ise 38.535 ile Çek Cumhuriyeti ile 1998 yılında oynadıkları hazırlık maçı. 

Bugünkü maçın tek heyecanlı tarafı ise İngiltere tarihinin 2000. golünü muhtemelen atılacak olması. 1999. gol İspanya'ya karşı Lampard'tan gelmişti.

Nou Camp'ta Kale Arkasındaki Fileler Kalkıyor! (Luis Figo Anısına)

 
Fileler ile Luis Figo ne alaka derseniz altaki foto bütün hikayeyi anlatacaktır size. Ya aslında ben bu filelerin hep kale arkasındaki seyircileri koruduğunu zannederdim ve hatta ulen adamlarda Sabri'de yok ne gerek var diye düşünürdüm. Meğer bu filelerin amacı futbolculara bir şey atılmasın diyeymiş ve ilk defa 2000 yılında Luis Figo, Real Madrid forması ile Nou Camp'a çıkınca bu ihtiyaç ortaya çıkmış. Bildiğiniz gibi domuz kafası başta olmak üzere bilimum şey adamın kafasına yağınca maçtan sonra ilk iş bu 10 metrelik fileleri koymak olmuş. 

Bakmışlar 11 senede hiçbir olay çıkmamış, kale arkadasındaki panoda bulunan sponsorlarda pek iyi gözükmüyoruz diye bastırınca bu hafta filelerin kaldırılmasına karar vermişler. Bu haftasonu Zaragoza maçında fileler yok.



12 Kasım 2011

Volkan Demirel ve Milli Takım Taraftarı

Düşüşünün en altlarına ulaşmış Türk futbolunu bir ayrı postta konuşmaya bırakarak, Volkan Demirel ile Milli takım taraftarları arasında geçen sürtüşmeye değinmek isterim. Volkan Demirel'e, Milli Takım forması giyen bir kişiye küfür etmek yanlış derseniz kusura bakmayın ama gülüp geçerim. 

Etrafımızdaki bir çok kişinin öncelikli isteğinin kendi kulüp başarısı olduğunu düşünürseniz ve kendi kulüp oyuncularına ettikleri küfürleri gözünüzün önüne getirirseniz, Volkan'a yapılanlar yapanların çoğunluğunun Galatasaray taraftarı olduğunu ve sen onları yenerken 90+5'te topu götün ile kontrol edip artislik yaparsan e doğal olarak küfür yersin. Tabii bu küfürler maç başlar başlamaz olsa ayrı bir konu. Asıl sürtüşme taraftarların takımı eleştirme alkışlarından sonra onun alkışla karşılık vermesinden sonra başlıyor. O da taraftarlara küfür etmiş diyorlar. Arkanda binlerce kişi sana saydırıyor sen bir amk demişin ne olacak diye düşünüyorum. 

Bıradan çıkan sonuç ne kadar kötü oynasanda hata yapsan da (Gökhan Gönül örneğinde olduğu gibi) öyle ezeli rakibinle her fırsatta alay edersen, ya onların kucağına hiç düşmeyeceksin ya da düşünce sessiz sessiz oturacaksın.

Elveda Türk Futbolu (Yere çakıldık emniyet kemerlerinizi açabilirsiniz!)


Futbol'da her yükselişin bir düşüş dönemi vardır. Bu kaçınılmaz düşüşün irtifa kaybı ve şiddeti ise dümendeki kişilerin ne kadar usta olduğuna bakar. Ferguson'un Manchester United'ı da düşüş yaşar, Cruff'un Barcelona'sı da, Gordon'un Beşiktaş'ı da...bu liste uzar gider... Bazıları bir iki sezonda, bazıları ise bir kaç yıl durduramazlar bu düşüşü. 

Milli futbol takımımız 2002 yılının sonlarında başladığı düşüşü ne yazık ki kimse durduramadı ve Hırvatistan maçı ile hayal bulutları üzerinde seyreden uçağımız yere çakıldı. Bu sürede 2008 Avrupa Şampiyonası'ndaki başarımızı göz ardı etmeme itiraz edenler olabileceklerdir ama ben oradaki Almanya maçı hariç hiç bir maçı cuma günkü Hırvatistan maçından ayırt edemiyorum. Tek fark dakika ikide gol yememiz ve Hırvatların bütün takım defansa gömülmeleri. Onun dışında oynadığımız oyun 4 yıl öncesinden çok farklı değil. O zamanlar yıllarca kimsenin güvenmediği Semih'e bakarken bu sefer yıllarca kimsenin beğenmediği Burak'tan bekliyoruz golü. Yani 4 yılda kimseyi yetiştirememişiz Türk Futbolu için. 

O zaman 2002'de başarı değil diyebilirsiniz ama ben buna pek katılamayacağım. İlk grup maçında Brezilya üzerine saldırmamız, topu ayağımızda tutup oyuna yön verebilmemiz açısından günümüzdeki kadrodan çok daha kaliteli bir kadroya sahiptik. Tabii ki o kadro okunmuş! bir jenerasyondan geliyordu ama 10 yılda 1 kişi mi yetişmez ya! tek beklentimiz Almanya'dan çıkacak ve Türk Milli Takımını seçecek bir Mesut Özil.

Bazı kişileri kovmazsanız Schuster gibi kendi kendilerine gururları ile gitmezler. Bir daha oturdukları gibi koltuk bulamayacaklarındandır bu. o yüzden artık federasyonun o koltuğu altlarından çekme vakti gelmiştir. Herkes gibi Türk olsun ve yıllarca takımı yönetsin istiyorum ama Abdullah Avcı gibi yetenekli bir hocayı da Ersun Yanal'ı harcadığımız gibi harcamak istemiyorum. Bildiğiniz gibi "biz senin sonuna kadar arkandayız" mesajı Türkiye'de 3 maç üst üste kaybedene kadar devam eder.

2 Kasım 2011

Messi'nin en güzel golü


Messi 200 gol barajını geçince Marca hemen bir anket düzenlemiş, Messi'nin en güzel golü hangisi diye? Bence 2006-2007 Kral Kupası'nda Getafe'ye attığı gole Maradona'nın meşhur golünün karbon kopyası ve açık ara önde. Tabii ki, Madrid'e attığı gollerin anlamı bir başka ama duygusal davranmamak gerekir. :) Bu arada 39. saniye de Gudjohnsen'in tepkisine lütfen dikkat ediniz adam inanamıyor resmen gole.

2006-2007 Kral Kupası - Getafe

Prag'ta 3 idol ve 3 rekor... (Messi, Valdes, Guardiola)


Messi artık bulutlara çok yaklaştığından her maçından başka bir rekor haberi geliyor. Dün Plazen karşısında son 4 günde 2.hat-trick'ini yaparak 200 barajını geçti ve 202 gole ulaştı. İlk sekiz yıl ve yaşları karşılaştırıldığında Messi'nin, Maradona, Ronaldo, Bobby Charlton ve George Best gibi oyuncuları geride bıraktığını görüyoruz. La pulga (pire)'nin geçemediği oyuncularda var. Sadece ilk sekiz yıla bakarsak, Henry Arsenal ile 226 gol atarken, Cruyff Ajax forması ile 229 gole ulaşmış. Yalnız kimse onun ulaştığı başarılara ulaşamamış; 5 LaLiga, 1 Kral Kupası, 3 Şampiyonlar Ligi, 2 Avrupa Süper Kupa, 5 İspanya Süper Kupası 1 tane de Dünya Kulüpler Kupası ile tam 17 kupa. 

Bu sene inanılmaz bir performans çizen Valdes'ten de bir rekor geldi dün gece; Miguel Reina'nın 1972-73 sezonundaki 824 dakika gol yememe rekorunu kırdı. En son Mestella'daki 2-2'lik maçta kalesinde gol gören Victor, son 8 maçta kalesini gole kapadı. Bunların arasında Atletico de Madrid ve Sevilla'nın da olduğunu düşünürsek epey büyük bir başarı.

Ve Pep Guardiola...o da dün Barcelona hocası olarak 200. maçına çıktı ve bir galibiyet daha alarak 144 galibiyet, 39 beraberlik ve 17 mağlubiyet ile süper bir başarı elde etti.

1 Kasım 2011

FIFA Ballon d'Or (2011 Aday Listesi)

Bildiğiniz gibi 2010 yılında France Football dergisinin dünya ünlü ödülü Balon D'or ile FIFA'nın yılın oyuncusu ödülleri birleştirilmişti ve ilk üçü Barcelona'lılar kaparkan ödülde Lionel Messi'ye gitmişti. Bu yıl 2. kere verilecek ödülün 23 kişilik aday listesi açıklandı. Milli takım hocaları ve kaptanları ile bir çok seçilmiş gazetecinin oyuna göre belirlenecek ödülün adaylarına bakınca 8 oyuncu ile Barcelona takım olarak ve 7 oyuncu ile de İspanya ülke olarak epey öne çıkıyor. Mesut Özil'i de Almanya adına da olsa burada görmek çok güzel umarım ilk 3'e girer ve bizi mutlu eder.

2011 Aday listesi

Oyuncu Takım Ülke
Bastian Schweinsteiger Bayern Münih Almanya
Thomas Muller  Bayern Münih Almanya
Luis Suarez  Liverpool Almanya
Mesut Ozil  Real Madrid Almanya
Lionel Messi Barcelona Arjantin
Sergio Aguero Manchester City Arjantin
Daniel Alves Barcelona Brezilya
Neymar  Santos Brezilya
Eric Abidal Barcelona Fransa
Karim Benzema Real Madrid Fransa
Wesley Sneijder  Inter Hollanda
Wayne Rooney  Man United İngiltere
Andres Iniesta Barcelona İspanya
Cesc Fabregas Barcelona İspanya
David Villa Barcelona İspanya
Gerard Pique Barcelona İspanya
Xavi  Barcelona İspanya
Iker Casillas Real Madrid İspanya
Xabi Alonso  Real Madrid İspanya
Samuel Eto'o  Anzhi Kamerun
Nani  Man United Portekiz
Cristiano Ronaldo Real Madrid Portekiz
Diego Forlan Inter Uruguay

Kendi ilk 3 tahminimi yukarıdaki gibi işaretledim. Messi'nin 3. kere üst üste kazanmasını bekliyorum. Sizce ne olur? 




31 Ekim 2011

Bayern Munich Maçına Nasıl Bilet Alınır!

Munih’i ziyaret edip Allianz Arena’ya uğramamak olmazdı. Her ne kadar uçak biletlerimizi çok önceden alsakta, Bundesliga programının bizim seyahatten bir ay önce açıklandı. Açıklanır açıklanmazda resmi sitede otomatik olarak “sold out” yazması ile bir anda bilet arama telaşının içinde buldum kendimi. Almanların futbol delisi olduğunu bildiğim halde, ulen Barcelona ve Madrid dolduramıyor her hafta muhakkak bir bilet kalır mantığı ile de lakayit davranıyordum.

Dediğim gibi Münih’teki en büyük aktivitelerden biri Bayern Münih’in dünyaca ünlü stadyumu Allianz Arena. Günlük turla ziyaret edebileceğiniz bu uzay gemisini andıran stadyumda maç izlemek epey zor. Neredeyse her maçı dolu tribünlere oynuyorlar. Her ne kadar sonunda bilet bulamasamda, bütün bilet bulma yöntemlerini öğrendim. Umarım birine faydası olur.

1-     Bayern Münih’in resmi sitesi: Bunu yapabilen var mı gerçekten çok merak ediyorum. Maçın detaylarını açıklanırken “sold out” oluyor. Eğer Almanya Kupası maçlarına bakacaksanız belki bir yer bulursunuz.
2-     Viagogo.de: Resmi sitede “sold out” yazısı çıkınca sizi taraftarlar arası bilet değişimi yapıldığı bu siteye yönlendiriyor.Burada bilet bulma şansı epey yüksek. Maça gitmeyecek kişiler burada biletlerini iade ediyor, bu yüzden her an farklı biletler çıkabiliyor. Sık sık kontrol etmek gerekir eğer istediğiniz bilet o anda yoksa. Biletin gerçek değerinin üzerine 15-20 euro arasında değişen ek bir ücret ödüyorsunuz. Bileti istediğiniz bir adrese yada maç günü bilet gişesinden alabiliyorsunuz.
3-     Stadyum Gişeleri: Burayı da maç günü deneyebilirsiniz ama yerde bilet bulma ihtimali ile aynı gözüküyor.
4-     Taraftar Grupları: Kendi gruplarını kurmuş taraftarlar maçlara otobüs ayarlayıp beraber geliyor ve genelde ellerinde fazla bilet oluyormuş. Tren istasyonunun yanındaki otoparka gelen bu otobüslere gidip tek tek sorup şansınızı deneyebilirsiniz. Maç sağlam ise bu da küçük bir ihtimal tabii ki.
5-     Karaborsa: Heryerde olduğu gibi burada da karaborsa var. Genelde turnikelerde ya da tren istasyonu girişlerinde oluyorlar. Çok acımasız değiller, genelde 20 euro yüksek söylüyorlar. Tek problem genelde ellerinde iyi bilet oluyor. O yüzden ucuz biletlerden almak istiyorsanız, bulması pek kolay olmayabilir.

Nasıl gidilir. U6 metrosunda, Fröttmaning istasyonuna gideceksiniz. Aman U3 metrosundaki Olympiazentrum ile karıştırmayın. Olimpiyat stadyumu burada olduğundan metro haritalarında olimpiyat halkaları ile belirtilmiş. Allianz Arena’nın bulunduğu Fröttmaning ise futbol topu ile işaretlenmiş.

29 Ekim 2011

Levante: Kurbağalar, Kasabalıları Geçebilecek mi? ( Bir Valencia hikayesi)


La Liga'nın tepesinde ne Real Madrid var ne de uzaylı Barcelona desek aklınıza ilk Sevilla ya da Valencia gelir liderlik koltuğu için. Bunlarda yoksa artık süpriz ararsınız: Atleti mi yoksa Villarreal diye. Bunların hiçbiri yok bildiğiniz gibi. Bir diğer Valencia ekibi olan Levante 9 haftanın sonunda namağlup olmasının yanında 7 maçlıkta galibiyet serisi sürdürüyorlar. (bu maçlardan biri de Real Madrid)

Kurbağaların 102 yıllık tarihindeki en büyük başarısı 1937 yılında İspanya Bağımsızlık Kupası'nı kazanmaları. Bunun dışında biraz 2.lig biraz 1. lig 100 yılı devirmişler. Peki 100 yılın bitiminden sonra ne oldu da bu takım tarih yazdı derseniz. Bunun arkasındaki isimde ilk defa bir la liga takımı yöneten Juan Martinez. 

Bu aralar İspanya'da herkes Levante'yi 1950 yılında sezona şimşek gibi bir giriş yapan Pucela ile karşılaştırıyor. Valladolid bölgesinin takımı olan Pucela ilk 9 hafta yenilmemiş ve liderliği de 12 hafta elinde tutmuştu. Şimdi Levante bu rekoru egale etti ve yarın Osasuna önünde bunu kırmak için çıkacak. Her ne kadar Osasuna çok zor bir deplasman olsa da Levante'nin açık futbolu ile en azından bir beraberlik çıkarmasını bekliyorum ve istiyorum. Umarım maçlarını 25bin kişilik mütevazi stadyumunda oynayan Levante Endüstriyel Futbola en güzel cevap olur ve uzun zaman üst sıraları kovalar. 

Başlık her ne kadar aynı bölgenin takımına gönderme olsa da tabii li Villerreal'in başardıkları ile Levante'yi kıyaslamak mümkün değil. 1 kere Şampiyonlar ligi'nde 2 kere de Avrupa ligi'nde yarı final oynama başarısı göstermiş Kasabalılar bugünlerde zor bir dönemden geçse de Levante'nin onları yakalaması için bir fırın ekmek yemesi gerekir.

21 Ekim 2011

Trash Your Tevez Shirt

Carlos Tevez, futbolu ile Maradona'nın adını bile ağzına alamaz ama özel hayatı ve davranışları ile onunla yarışacak gibi. Her yaptığı olay olan bu futbol oynama niyeti olmayan arkadaştan City taraftarları o kadar bıkmış ki, geldiğinde dalga geçtikleri ezeli rakipleri kırmızı şeytanlar ile ortak olup bütün Tevez formalarını imha ediyorlar. 

Bunun için özel bir çöp kamyonu da dizayn eden Manchester City ve Manchester United'lı taraftar, Old Trafford ve Etihad Stadyumu'na giderek 32 numaraları Tevez formalarını topluyorlar. Bu haberi görünce daha önce bloga koyduğum "Once A Red - Always A Blue" t-shirtleri aklıma geldi. Gerçekten futbolda dün yok bugün var. 



12 Ekim 2011

2012 Play-Off Torbaları (Son durum ve statü)

Play-off maçı yapmaya hak kazanan 8 takım dün belli oldu. Yarın çekilecek kuralar ile 11-15 kasımda yapılacak maçlar sonucunda 2012 Avrupa Şampiyonası'na katılacak son 4 takımda belli olacak. Play-off kuralarında iki torba oluşturulacak. Torbalar, UEFA'nın kendi hesapladığı Ulusal Takım Katsayısı (National Team Coefficients) ile belirlenir. Bu katsayı hesaplanırkende; %20 2008 Avrupa Şamp. eleme ve final maçları, %40 2010 Dünya Kupası eleme ve finaller ile %20 2012 Avrupa Şamp. eleme maçları göz önüne alınıyor. 

2010 Dünya Kupasına gidemediğimizi düşünürseniz en son 7 eylül hesaplanan katsayılarda 17. sırada olmamıza şaşırmazsınız. Aşağıda en güncel katsayıları bulabilirsiniz. Bunlara son oynanan iki maçta eklenince biz büyük bir ihtimalle İrlanda'nın altında kalıp zor bir rakip çekeceğiz. Bu yüzden de oynadığımız Avusturya ve Almanya maçları çok önemliydi. 

Hırvatistan   33.478
Portekiz       31.910
Çek Cum.    28.148
Türkiye        27.836
Irlanda         27.268
Bosna          27.118
Karadağ      23.626
Estonya       19.712

Edit: Bir başka Siteden son hesaplanan katsayıları buldum. Maalesef biz 2. torbadayız.

Hırvatistan   32.723
Portekiz       31.202
Irlanda         28.203 
Çek Cum.    27.982
---------------------
Türkiye        27.601
Bosna          27.198
Karadağ      21.876
Estonya      20.354

11 Ekim 2011

Gruplarda Bütün Olasılıklar (2012 için son şans)

Toplam 16 takımın katılacağı 2012 Avrupa Şampiyonası'na Ukranya ve Polonya evsahibi olarak direk katılırken, bunlara ilave 9 grup 1.si, en iyi grup 2.si ve 4 takımda play-off maçları sonrası gitmeye hak kazanacak. 5 tane grup 1.si şimdiden belli oldu (Almanya, İspanya, Hollanda, İngiltere ve İtalya).Bunların dışında gideceklerde bugün belli oluyor. İşte olasılıklar;

Grup 1.liği için,

Grup B:
Rusya: Andorra'yı yenerse ya da berabere kalırsa direk gidiyor. Andorra'ya yenilirse ve İrlanda, Ermenistan'ı yenemezse yine gidiyor.
İrlanda: Ermenistan'ı yenerse ve Rusya evinde Andorra'ya kaybederse.

Grup D:
Fransa: Bosna ile berabere kalsa yetiyor.
Bosna: Deplasmanda Fransa'yı yenmesi gerekiyor.

Grup F: 
Yunanistan: Deplasmanda Gürcistan ile berabere kalması yeterli.
Hırvatistan: Letonya'yı yenip, Yunanların Gürcülere kaybetmesini bekleyecek.

Grup H:
Portekiz: Grup 2.si Danimarka ile berabere kalması yetiyor. Maç deplasmanda.
Danimarka: Portekiz'i yenmesi gerekiyor.

Grup 2.liği için senaryolar

Grup A:

Belçika: Almanya'yı deplasmanda yenerse veya berabere kaldığında Türkiye kazanamazsa ya da Almanya'ya kaybettiğinde Türkiye'de kaybederse play-off oynama hakkı kazanıyor.
Türkiye: Azerbaycanı yenip Almanya'nın Belçika'ya yenilmemesini bekleyecek. Eğer Azerbaycan ile berabere kalırsa Belçika'nın yenilmesini bekleyecek.

Grup B:
İrlanda: Ermenistan ile berabere kalması yeterli.
Ermenistan: Deplasmanda İrlanda'yı yenmek zorunda.

Grup C:
Estonya: Maçları bitti. Sırbistan Slovenya'yı yenemezse gidiyor. 
Sırbistan: Slovenya maçını alırsa gidecek.

Grup D:
Fransa: Bosna'ya kayberderse 2.
Bosna: O da kazanamazsa.

Grup E:
İsveç: 2. olmayı garantiledi. En iyi 2. olma mücadelesi veriyor.

Grup F:
Yunanistan: Gürcistan'a kaybederse ve Hırvatistan Letonya'yı yenerse.
Hırvatistan: Letonya'yı yenemezse ve yenerse de Yunanistan puan alırsa 2. oluyor.

Grup H:
Portekiz: Danimarka'ya kaybederse ve en iyi 2. olmazsa play-off oynuyacak.
Danimarka: Eğer Portekiz'e kaybederse veya yenilirse ve o da en iyi 2. olmazsa play-off oynayacak.

Grup I:
İskoçya: İspanya'yı yenerde ya da berabere kaldığında Çekler kazanamazsa ya da hem onlar hemde çekler kaybederse 2. oluyor. 
Çek Cumhuriyeti: Litvanya'yı yenerse ve İskoçya kazanamazsa ya da berabere kaldıklarında İskoçya kaybederse.

26 Ağustos 2011

Celtic, Sion'un yerine Europe League'e gidebilir.


Kuralarda sona geldiğimizde Sion keşke bize gelse demiştim ama bu gelen haber ile fikrim bir anda değişti. Sion'un 2008 yılında aldığı 1 yıllık transfer yasağı 2011 ocak ayında yürürlüğe girmiş. Buna rağmen her ne akla hizmetse yazında transfere ara vermeden devam etmişler. Celtic'liler de bu konuyu UEFA'ya taşıdılar. Neden elenmeden önce taşımadılar o da ayrı bir konu. Her halde benim gibi çantada keklik görmüşlerdir. Platini, çok açık bir kural ihlali var diyorsa Sion'un bileti keserler bence. 1956 yılından beri ilk defa eleme turlarından öteye takım gönderemeyen İskoçlar içinde bir fırsat, onur mücadelesi olabilir. Gerçi böyle gitmek ne kadar onurlu ise.

Bu durumda Arda Turan'ın oynadığı Atletico de Madrid'in grubu da şu şekilde olabilir; Atletico, Udinese, Rennes, Celtic.

104 Yıllık Çınar'ın Yanlışları ve Doğruları

Taraftar sayısının en fazla Fenerbahçe'de olduğu bir gerçek. 1985'e kadar alınan 11 şampiyonluk ve babadan oğula geçen kültür mirasımızdan dolayı bunun bizi şaşırtmaması gerekir. Böyle kalabalık ve güçlü oluncada hata yapsanızda, kolay kolay kabul etmeyip üstüne üstlük affedilmeyi beklemenin sadece Türklere ve ülkemize özgü olmadığıda bir gerçek. Bu iki nokta üzerinden bakınca süreci tekrar gözden geçirirsek Fenerbahçe'nin yaptığı yanlışlardan geçte olsa ders çıkarttığını ve doğruları bulmaya başladığını görüyoruz.

Aykut Kocaman'ı devre arasında yaptığı açıklamalardan dolayı pek sevmiyordum. Gereksiz bir kaos yarattı Aziz Yıldırım ile birlikte. Futbolcular zaten rakip olduğundan her yaptıkları batar. Buna rağmen, Ben ne hocanın ne de oyuncuların bu işin içinde olduğuna başından beri inanmadım. Onların alın teri döktüğü doğrudur ama burada aynı zamanda Mustafa Denizli için "takımı o mu şampiyon yaptı" diyebilecek bir başkanda söz konusu olunca. Her türlü şaibe ortaya atılabilir.

Bir kere daha en baştan bakarsak. Bu işte bir yanlış olduğu ikinci yarı başladığında belliydi. Fenerbahçe'nin Avrupa Kupası ön eleme maçlarını, Süper Lig'teki ilk yarıda oynadığı maçları ve Federasyon Kupası'nda oynadığı maçlara ilave olarak Antalya'daki hazırlık maçlarını seyretmiş bir kişi olarak bu takım nasıl çıkıp 18-17'de yaptığı sorusunu her hafta kendime sordum. Bu imkansız. Barcelona gibi her kulvarda diğer takımlara üstünlük sağlayıp bunu yapsan anlarım ama bu performansla bu nasıl yapılır?

İşte bu nokta, gerek Fenerbahçeli yöneticiler gerekse taraftarlar bu soruyu kendilerine sormadılar ya da sormak istemediler. Sonuçta son haftada giden bir Şampiyonluğun ardından yaşanan bir ligden bahsediyoruz. 

Şike soruşturması başlayınca, bu soruyu kendilerine sorsalar inanmaları daha kolay olur ve karar vermeleri daha sağlıklı olabilirdi. Çok net olarak gözüküyor ki; Federasyon, Fenerbahçe ile soruşturma başından beri herşeyi paylaşıyor ve alternatifleri tartışıyormuş. Ali Koç keşke bu bilgiler ışığında biz güçlüyüz bize birşey olmaz diye kandırılmasaydı. Dün verdiği kararı o gün verse bu kaos çok daha kolay atlatılabilirdi.

Şu anda durum çok daha kötü. Google'a Fenerbahçe yazıyorum CNN International'ın şike haberi ilk geliyor. Fenerbahçe Yönetimi Aziz Yıldırım hakkında daha net karar verebilseydi şimdi sadece kendilerini kurtarmaz aynı zamanda Federasyon'un, Beşiktaş başta olmak üzere diğer takımlar hakkında daha kolay karar vermesini sağlardı. 

Fenerbahçe'nin Bank Asya'ya gitmesi tabii ki onları küçültmeyecek. Bakın Juventus ve Milan'a, onlar hala büyük. Keşke bunu daha erken görebilselerdi ama bu kadar keskin konularda son 12 yıldır diktatör gibi bir Başkanın yönettiği kulüplerde kafana göre karar veremiyorsun. Bu karar doğru olsa bile. Bakın Nihat Özdemir'e bir lafı ile Metris'te infazı yapıldı ve kulüpten ayrıldı. Şu aşamada diğer kulüpleri bir anda dışarıda bırakmak çok daha zor.

25 Ağustos 2011

Şeriatın Kestiği Parmak Acıdı!


Dün akşam Teke Tek programında Mehmet Ali Aydınlar'ın samimi cevapları yaşanan süreçi bütün şeffaflığıyla ortaya çıkardı. Her ne kadar Fenerbahçeli arkadaşlar üzgünde olsa anlaşılan o ki görünen köyün klavuzu Fenerbahçe yöneticilerine 3-4 haftadır defalarca gösterilmiş ve durum hakkında neler yapabiliecekleri konusunda onlara tavsiyeler verilmiş.

Fenerbahçe hakkında savcılığın ispatlayabilecek düzeyde 1-2 maçı elinde bulundurması ve geri kalan 17 maçta şüphe görmesi Türkiye Futbol Federasyonu için yeterli olmasa da UEFA nezdinde epey yeterli görüldü. Bunda çok fazla şaşılacak bir durum olmaması gerekir. Bu noktaya gelen vakalarda, artık kanıtlar ve savunmalar geri plana atılıp lobi faaliyetleri ön plana çıkar. 

Aydınlar'ın da açıkça söylediği gibi Yunanistan ve diğer küçük liglerde yaşananlar karşısında UEFA'nın gösterdiği sert tutumun 31 kişinin tutuklandığı Türkiye'de gösterememesi Türkiye karşıtları içinde güzel bir sebeb olup lobiye hız vermişlerdi. Tabii ki bu karar 1 günde ya da 1,5 saatte alınmamıştır.

Burada TFF'yi yeteri kadar eleştirdik. Bir eleştiri de Fenerbahçe Yönetimine yapmamız gerekiyor. Bu süreçte gereğinden fazla sizinle içiçe olan Aydınlar'ı bir kalemde silip atmanız o 104 yıllık çınara yakışmadı. Acıbadem ile olan sponsorluğunuzu kaldırmanız da sportif değil. Demek ki Aydınlar Galatasaray'ın bir şubesinin sponsoru olsa direk gidip burayı yağmalayın mesajları mı vereceksiniz? Düne kadar dava arkadaşı olan kişi bir günde hain yapılmaz.

Bir diğer eleştiride bu filmin senaryosunu yazanlara. Mahmut Özgüner'i çekip Fenerliye Fenerbahçe'yi düşürme fikri çok dahice gelebilir kapalı kapılar ardından ama bu işin sadece Türkiye bacağı olmadığını akıl edemezsen, Federasyon başkanı için bir Fenerliden daha fazlası gerektiğini anlaman gerekir. Futbolu, Kurallarını, UEFA'yı, lobi yapmayı bilen biri olmazsa Fenerbahçe'yi düşürsen bile bu süreci yönetemezsin ki yönetemediler.

Hep bu durumda sen olsan ne yapardın diye sormak gelir insanın içinden. Ben Mehmet Ali Aydınlar yerinde olsam, UEFA'nın "Sıfır Tolerans" modelini Türkiye'de işletip adı karışanlara küme düşme ve puan silme cezalarını direk verirdim ama bunu vermeden önce her seferinde bir Ankara seferi düzenleyip Başbakan ile görüşürdüm ki siyaseti de arkama alıp bütün kulüplerin üzerine korku salardım. O zaman bakalım kendi interner sitelerinde mesaj yollayabiliyorlarmıydı her toplantıdan sonra.

24 Ağustos 2011

Play-Off - TFF - Aydınlar ve yitirdiğimiz ülke futbolu (Ligtv Alma - Acıbadem Hastanelerini Kullanma)


İlk şike soruşturması başladığında Ziya Şengül’ün "Sevgili Aziz kardesim oyle bir gecirdin ki, yuregimiz yaniyor. Yiktin Fenerbahce'yi" sözüne katıldığımı belirtmiştim ama Mehmet Ali Aydınlar ve saz ekibinin yaptıklarını görünce Aziz Başkan’ın yaptıkları valla hiç bir şeymiş. Hatta Aziz Yıldırım’ın neden bu arkadaşın başkan olmasına sıcak bakmadığını da daha iyi anlıyorum. Yıldırım Demirören gibi konuşma ve soruları anlama özürlü olan Aydınlar, imkan verilse Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe için 12 yılda yaptıklarını çok rahatlıkla 1-2 yıl içinde silecek potansiyele sahip bir şahıs.

Fenerbahçe ve diğer olası takımları (Beşiktaş, Mersin, Sivas ve Trabzon) düşürmeyip yere düşmüş Türk Futbolu’na bir tekme de kendisi atan Federasyon şimdi de gelin yerlerde sürünen Türk futbolu’na yardım edelim diyor. Play-Off sisteminin ne kadar saçma olduğunu bütün spor yazarları yazdı. Hatta futboldan biraz anlayıp play-off’u mantıklı bulan yok bile diyebiliriz. Play-off sistemi çok netlikle görüldüğü gibi gündemi bir anda değiştirmekle kalmayı bu seneyi yok saymaya çalışmaktır. Bu sene ileride ceza alacak takımlarada bakın zaten bu sene deneme olarak geçti ve başarısız oldu seneye kaldığımız yerden eski formatta devam edelim demektir.

Mehmet Demirkol’un yayın hakları ve ihalesi yazısı ile Banu Yelkovan’ın Radikal’de play-off’un amaçları üzerine yazdığı yazıyıda okumanızı tavsiye ederim. Türkiye Futbol Federasyonu burada belirtilen sebebler başta olmak üzere ileride Türk Futbolu'nu daha büyük kaoslara sürükleyecek bir sürece sokuyor. Bu uygulamanın yansımalarını düşünmeden şikeyi unutturmaya çalışıyor. Diyelim ki, Fenerbahçe 1. ve Galatasaray 4. oldu arada da var 10-20 puan fark. Galatasaray Play-off'tan şampiyon çıkarsa ne olacak? Ya da tam tersi. Nasıl susturacak Fenerbahçe taraftarlarını. Şu anda yaptığı gibi soruları yanıtlamayarak mı? Ya da basın toplantısını sıkışınca terk etmek gibi mi? 

Mehmet Ali Aydınlar, tecrübesizliğinin kurbanı olmuyor sadece aklı başında davranmayan her işadamı gibi acemiliğinin ve basiretsizliğininde kurbanı oluyor. Burada çok net söyleyebilirim ki, bu federasyon 365 gün periyodu dolduramayacak. Tabii bu durumda kimse federasyona aday olmayacağından boşta kalacağından onların elinde uzun yıllarda patlayabilir. 

Adı geçen takımlar küme düşürülmeyince Türk Futbolu'nu onlar düşürülünceye kadar izlememe kararı almıştım ve bunu üzerine bir yazı yazacaktım. Gerçi bu kararımı kim umursar diyebilirdiniz. Çok fazla etkisi olmazdı herhalde. Sonuçta BJK Store 50-100, Beşiktaş 1.800 ve Digiturkte ayda 35-40 TL kaybedecek benim bu durumumdan. Bu da maksimum.

Şimdi verilen bu play-off kararından sonra artık benim verdiğim kararın da pek anlamı kalmadı. Tahmin ederim ki bu sene Türk Futbolu'na ilgisini kaybedecek tek kişi ben olmacağım. Mehmet Ali Aydınlar ve Ligtv bilmeli ki, bundan sonra kendi adıma ne Ligtv ne de Acıbadem hastaneleri hzimetlerinden faydalanacağım ta ki onlar doğru yolu bulana kadar. Sizleri de bu protestoma davet ediyorum. Ligtv Alma - Acıbadem Hastanelerini Kullanma

23 Ağustos 2011

Ekonomik Kriz La Liga'yı da vurdu. (Sponsorsuz Formalar)


İspanya'daki kriz La Liga'da da hissedilmeye başlandı. Kulüplerin bir çoğunun gelirlerinde düşüş olurken, formasına sponsor bulamayanların sayısı da yükseldi. Bunların arasına Şampiyonlar Ligi'nde (Valencia ve Villarreal) ve Europe League'de (Atletico de Madrid ve Sevilla) oynayan takımlarda girince İspanyollar'da doğal olarak endişelenmeye başladı. Aşağıda sponsorluk anlaşması yapamayanların ve yapanları listesini bulabilirsiniz.

Sponsorluk Anlaşması Olanlar
Barcelona (Qatar Foundation): 30
Real Madrid (bwin): 25+5
Athletic (Petronor): 2
Sporting (Gijón/Asturias) 2
Levante (Comunitat Valenciana) 1,5
Real Sociedad (Guipuzkoa) 1,2
Getafe (Burger King): 1
Betis (CIRSA) 1
Mallorca (Bet-at-home) 0,8
Racing (Chorizo Palacios) 0,4
Granada (CajaGranada) Rakam belli değil.

Sponsoru Olmayan Kulüpler
Valencia
Villarreal
Atlético
Sevilla
Málaga (UNESCO)
Zaragoza
Osasuna
Rayo Vallecano
Espanyol

Geçen Sene Türkiye'de Sponsoru Olmayan Takımların Listesi

22 Ağustos 2011

19 Ağustos 2011

İspanya'da Grev (Avrupa'nın 5 Ligi'nin Detaylı Gelir - Masraf Rakamları)

İspanya'da bildiğiniz gibi grev nedeniyle ilk iki haftaki maçlar oynanmayacak. Bu 2012 Haziranında Avrupa Şampiyonası olmasından dolayı İspanya Federasyon'unu epey zor duruma soktu. Bu iki hafta ne zaman oynanabilir kara kara düşünürken son yapılan görüşmede bir olumlu sonuç çıkmayınca oyuncuların temsilcileri bütün sezonu oynatmayabiliriz diye olması imkansız bir blöf yaptılar. 

Yukarıda görüdüğü gibi neredeyse her ligde harcamalar gelirlerden daha fazla. Bunun Spor-Toto Süper Lig için yapılanın görmeyi çok isterdim aslında. Aşağıdaki tabloda detaylara bakınca gelirlerin en büyük kısmını normal olarak TV yayınları oluşturuyor. Giderlerde de oyuncu maaşları en başta tabii ki. Bu tablolarda İspanya'nın durumu çok kötü değil diğer liglerdeki zararlara bakılırsa ama İspanya'da oyuncu sendikalarını greve iten neden farklı.


Sendika'nın verdiği rakamlara göre 1. ve 2. liglerdeki oyuncuların kulüplerden toplam 52,8 milyon euro alacağı var ve bunun federasyon tarafından garanti altına alınması isteniyor. Bunu yanında bundan sonraki yıllarda her yıl için 2,2 milyon euroluk bir fon yaratılarak paralarını alamayan oyunculara yardım edilmesini istiyor. Federasyon ise kulüplerin finansal durumlarını kendi kendilerine ayarlamaları gerektiğini savunurken, şu anki durumu çözmek için 4 yıla yayılacak 40 milyon euroluk bir fon oluşturmayı öneriyor. Bu fondan 1. lig oyuncuları 240.000 euro alabilecekken 2.lig oyuncuları da 120.000 euro alma imkanı olacak.

Oyuncuların haklarına sahip çıkması ve onları destekleyen bir sendika olması çok güzel bir şey. Bu bakımdan örnek alınmalı fakat sendika daha sıcak görüşmelere başlamadan aba altından sopa göstererek grev kararı alması pek doğru değildi.

18 Ağustos 2011

Mourinho - Terim (Hırsa bulanmış deha kazanamayınca...)


Mourinho ile hep kazandık şimdiye kadar. Chelsea'deki patron ile anlaşmazlığı saymazsak her seneye rekorlarla birlikte kupalar sığdırdı The Special One. Her ne kadar bazı egoist hareketleri tartışma yaratsada, ben dahil herkesin sevgisini kazandı. Adam futbolu biliyor beyler dedik senelerce. Buna benzer sözleri Fatih Terim için de söylemiştik. Takım halinde hucum, oyunu 40-50 metrelik alanda oynama gibi farklılıkları bize izlettiğinde. 

Fatih Terim, avrupaya gittiğinde ondan nefret edenler bile milliyetçilik duyguları ile onu destekliyordu. Ne olduysa Türkiye'ye dönmesi ve Galatasaray ile Milli takımda başarısız sonuçlar almasından sonra oldu. O güzel futbol dehası gitti yerine sadece agresif ve kirli bir görütü geldi. İsviçre maçı başta olmak üzere bir çok maçta rakibine saygısını kaybetti ve kazanamayacağım korkusu ile maçları hep saha dışına farklı ortamlara taşıdı ve sonunda onun imajı gün be gün eriyip kayboldu. Şu anda Fatih Terim'i görünce onun Türk futboluna kattıklarından çok kaybettirdikleri aklıma geliyor ve inanıyorum ki çok fanatik arkadaşlar hariç bir çok kişi bu duygularımı paylaşacaktır. 

Bu sonun benzeri Mourinho içinde yaklaşıyor. Artık Marca ve As gibi Madrid yanlı gazeteler bile yeter artık hakemleri bırakın dedi maçtan önce. Eğer Marcelo o son hareketi yapmasa, inanıyorum bu gazeteler takımın ne kadar iyi olduğunu, Barça karşısında kendilerini ne kadar geliştirdiklerini ballandıra ballandıra anlatırken, Barcelonalı oyuncularında kendilerini durmadan yere atmalarını eleştirirlerdi ama olmadı. Mourinho'nun yerleştirdiği saatli bombalar tam zamanında patladı.

Keşke bu kadar satır yazmadan direk maç hakkında yazabilseydik ama Mourinho orada oldukça bu zor gibi geliyor. Real Madrid gerçekten çok iyi durumda.Takım Barça'yı öğrenmiş ve yenebileceğine inanmış ama hala profesyonellikten uzaklar. Marcelo'nın Messi'ye yaptığı ya da Pepe'nin onlarca kez anlamsız dalmaları bir anda maçı kolayca Barça'ya verebilirdi.

Barcelona ise hazır değil henüz. Biraz zamana ihtiyaçları olacak ki, La Liga'da ilk iki hafta grev olacağını düşünürsek onlar için yeteri kadar zaman var. Alexis ve Cesc'in kadroya tam dahil olması ile uzay ötesi futbola geçebilirler. Messi'nin ara pası ve golleri üzerine yazı yazmak, Yaşar Kemal'in kitabını bana edit ettirmeye benzer.

25 Temmuz 2011

Uruguaylı Caceres, soyunma odasında çıplak yakalandı

Ya burası soyunma odası olur diyebilirsiniz ama bu ne rahatlık abi ya. Ben evde böyle çıplakken rahatça mesaj yazamam telefonda.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails