Seria A etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Seria A etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2011

Akşam Güneşi Yüzüne Vururken Maç Seyretmek…


En çok bunu özledim, maçlar şifreli kanallardan yayınlanmaya başladıktan sonra. Bu haftaki yazısında Ercan Taner, hem maç saatleri hem de sezon takvimi konusunda çok haklı eleştirilerde bulunuyor. Maçlar artık Cuma ve Pazartesi dahil olmak üzere akşam geç saatlerde oynanıyor ve çalışanlar için maçlara gidip gelmek tam bir eziyet oluyor. Ayrıca sezon ortasında verilen arada o kadar uzun ki, tatil sonrası boşluğa düşen çalışanlar gibi şubatta maçlar başladığında puan durumunu unutmuş oluyoruz neredeyse. Bir kaç hafta geçtikten sonra o heyecanı tekrar yakalayabiliyoruz.

Bence futbol federasyonu nasıl her takıma belli sayıda Cuma ve Pazartesi maçı ayarlamaya çalışıyorsa, her takımın en az 5 tane iç saha maçını öğleden sonraya koyabilir. Düşünsenize, öğlen evden çıkıyorsunuz maça git gel akşam olmadan evdesin ve ailenle, çocuklarınla akşam yemeğini yiyiyorsun veya gezmeye gidiyorsun. Şu anki vaziyette eş dost ile bile görüşmekte zorlanıyorsun. Haftasonu zaten iki gun var, pazarları pek kimse program yapmak istemiyor ertesi gun mesai olduğundan, ee bir de Beşiktaş’ın maçı Cumartesi ise… o zaman arkadaşlara biz sizinle 2-3 hafta sonra görüşelim diyorsun.

Avrupa’nın önde gelen ligleri saatleri aralarında güzelce paylaştığından (Cumartesi Premier League ve Bundesliga, Pazar Seria A ve La Liga) bunu yapmak kolay değil gibi gözükse de bizim ligin İspanya haric hicbir yerde gosterilmedigini göz önüne alırsak Cumartesilere büyüklerin maçlarını koyabiliriz.

22 Şubat 2011

Rakamlar ve Ligler (Avrupa’nın 4 Büyük ve Türkiye Ligi’nin İstatistikleri)

Geçen sene Avrupa’nın 6 büyük liginin istatistikleri başlığı ile yayınladığım postların formatını, bu sene Türk takımlarının kötü Avrupa performansı ve Türkiye Ligi’nin diğer 5 lig ile pek yarışacak düzeyde olmamasından dolayı değiştirdim. Spor-Toto Süper Lig’i katarsam, Ukranya ve Yunanistan gibi ligleri de katmam gerekeceği ve bunun da datayı gereksiz yere büyüteceği için bunu yapmak zorunda kaldım.

Yaklaşık Liglerin 2/3 biterken aşağıdaki noktalar ön plana çıkıyor.
  •  3,04 gol ortalaması ile oynayan Barcelona +60 averaj yaparak adeta rakip kaleleri gole boğmuş. Bu sene neredeyse iki elin parmakları kadar 5’lik yapan (Mou dahil) Barcelona’nın bu başarısı çok şaşırtıcı olmasa gerek. Onun en yakın takipçisi Mourinho’nun Real Madrid’i (2,29 ort, +36 avj.) Bu La Liga’nın çivisinin de çıktığını gösteriyor.
  • Türkiye’de 2,36 ortalama ile Fenerbahçe, +30 averaj ile Trabzon önde.  
  • Namağlup takım kalmadı. Barcelona (Hercules) ve Manchester United (Wolverhampton) 1’er mağlubiyet ile en az yenilen takımlar. İç sahada yenilgi görmeyen 2 takım var (Man. Unt., Real Madrid), Deplasmanda ise sadece Barcelona. 
  • Ülkemizde de namağlup takım yokken, Şükrü Saraçoğlu ve Kadir Has stadyumları daha rakip takımlar tarafından geçilemedi. 
  • Defansı en sağlam takımlar ise Barcelona (0,54 ort.), Borussia Dortmund (0,57 ort.) Türkiye’de defans olarak ön plana çıkanlar; Trabzon (0,73), Kayseri (0,77) ve Gaziantep (0,77)
  • Beraberliklerde ise Premier League ön plana çıkıyor. Fulham (13/27), Birmingham (12/26), Everton (12/26) neredeyse her oynadığı 2 maçtan birinde berabere kalmış. Türkiye’de beraberlik birbirine çok yakın. 8/22 ile Eskişehir en fazla. 
  • Manchester United’ın lige 8 maçta 5 beraberlik ve 3 galibiyet ile başladığını da eklemek gerekir. 
  • İç saha ile dış saha performansı arasında en fazla farklılık gösteren takımlar; Osasuna (İç:23 p, Dış: 2 p), Man. Unt. ((İç:40 p, Dış: 17 p), Catania (İç:22 p, Dış: 4 p). TR: Deplasman galibiyeti bulunmayan Buca.
  • Dış sahada daha başarılara bakınca ilk 4 takımın Almanya Liginden olması ilginç. Bayern Leverkusen, Mönchengladbach, Mainz 05, Borussia Dortmund dışarı daha fazla puan toplamış. Türkiye’de Manisa 1 puan ile.
  • En az galibiyet alanlar: Burada ilk 4’ün 3’ü Türkiye’den olunca katalım. Konya, Bari, Kasımpaşa, Sivas’ın 3’er galibiyeti var. Mönchengladbach, kendi sahasında sadece bir kere kazanırken; Sivas, Buca, Osasuna ve Catania’nın deplasman galibiyetleri bulunmamakta. 
Not: Bütün analizler tarafımdan yapıldığından lütfen kaynak göstermeden kullanmayınız

10 Haziran 2010

Inter'in Kazandığı Kupalar Elinden Alınabilir

Evet Italya'da sular durulmuş, futbol aklanıyor derken bir vukuat daha çıktı. Tuttosport gazetesinin haberine göre, Inter'in Genoa'dan aldığı Milito ve Motta transferleri yasadışı. Buna neden de Genoa Başkanı'nın 5 yıllık yasağından dolayı hiçbir sportif aktivite de bulunmaması veriliyor ki Genoa Başkanı Enrico Preziosi bu transferlerin altına Inter Başkanı Moratti ile imzasını atmış. Resimde gördüğünüz Preziosi'nin yasağı da yine bir yasadışı transferden geliyor. 2007 yılında Como takımından Genoa'ya yaptığı transferden dolayı 5 yıl ceza almış. 

Transfer yapıldığında buna neden müdahale edilmediği bir yana şimdi de Inter'in bu oyuncuları oynattığı maçlardaki (ki büyük bir olasılıkla hepsidir) puanının silinmesini istiyorlar. Bu da İtalya Lig ve Federasyon Kupası'nı Roma'ya vermek demektir. Tabii ki bu çok ağır bir sonuç olur ki; Italya'da işlerin böyle yürümediğini bildiğimizden iki kulüpte federasyona yapılacak yüklü bir bağış ile (hukuksal olarakta ceza diyebiliriz) bunu aşar.

21 Mayıs 2010

Mourinho Röportajı - 1


İspanyol Marca gazetesi, Real Madrid’in başına getirmeye çalıştığı Jose Mourinho ile uzun uzun bir röportaj yapmış. Bu röportajı okurken Mou hakkında bir çok şeyi fark ettiğimden çevirip sizinle paylaşmak istedim. Kazandığı başarıları lütfen dikkatlice üzerinde düşünürek okuyun, bu adamın yaptığını bir başkası yapabilirmi bilmiyorum.

Marca: Bu Cumartesi Şampiyonlar Ligi’ni (ŞL) kazandığınız takdirde, Inter için bir efsane olacağınızın farkında mısınız?

Mourinho: Inter özel bir kulüp. Uzun yıllar zorlukla yaşadı. Çok fazla para yatırdı fakat dönüşünde çok fazla bir şey elde edemedi. Kulüp, taraftarlar ve oyuncular uzun zamandır ŞL’ni bekliyor. Bu kupayı kazanmış 4 takımla maç yaptık ve hepsinden daha önemlisi bu turlarda hep ikinci maçı deplasmanda oynadık.

M: Diğer ekiplerin yolladığı oyuncular ile başarı elde etmek nasıl mümkün?

Mou: Takım çok çalıştı. Bu sadece Mourinho’nun işi değil. Branca ve Oriali ile çok iyi bir ekip oluşturduk. Hata yapma riski vardı fakat başarı ile çıktık. İlk başta, Lampard ve Carvalho’yu istedim fakat satılık değillerdi. Öncesinde Eto’o, Sneijder ve Lucio markette değildi, transfer edilmeleri imkansızdı. Daha küçük ve paraya ihtiyacı olan kulüplerde oynayan Motta ve Milito’yu hızlıca bağlayabildik. Nisan’da bizdelerdi.

Ne tip bir oyuncu profiline ihtiyacım olduğunu bilirim ve transfer için bir fırsat beklerim. Kaka, Real’e gidince bu pequeñajo (bücür anlamında bir kelime, Sneijder için kullanıyor)’yu almanın mümkün olduğunu anladım. İbra’da sezon öncesi Barcelona’ya gitmek istediğini söyleyince, Eto’o’nun kapısını açmış oldu. Aynı şey Lucio için de geçerli. Yedekle olağandışı bir şey yapmış olduk.

M: Barca’ya gol Eto’o ile mi yoksa Ibra ile mi atılır.

Mou: Bir futbolcu bir ekip için çok büyük oyuncu olurken diğeri için olmayabilir. O yüzden oyuncu seçerken onunla ne yapacağınız çok önemli. Ibra, Inter’de olağandışıydı. Şampiyonluğu bizimle, Juventus’la ve Barcelona ile kazandı. Kötü bir sezon geçirdiğini düşünmüyorum fakat Barcelona oyun anlayışı için mükemmel bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum. Çok çalışması gerek ve eminim ki seneye bu seneden daha iyi olacak. Eto’o, Sneijder ve Milito, Inter’in oyun anlayışı için mükemmel oyuncular. Wesley, Çarşamba geldi haftasonunda Milan’a karşı derbide oynadı.

M: Fakat Barcelona’da Ibrahimoviç’ten memnun değiller.

Mou: Bu iki oyuncu farklı karakterdeler. Eto’o çok alçalgönüllü biri. Barcelona’da farklı bir karakterdemiydi? Bilmiyorum. Mourinho mu onu değiştirdi? Bilmiyorum. Bildiğim şey onun büyük bir karakteri, saygısı ve eğitimi olduğu. Bir fenomen olmak istemiyor, Her zaman çok iyi antreman yapıyor, kendine bakıyor, arzulu ve hocanın söylediği pozisyonda oynuyor. Mükemmel bir şey.

Ibra bana Altın Ayakkabı’yı kazanmak ve daha iyi olmak için Barcelona’ya gitmek istediğini söyledi fakat Messi, Xavi ve Iniesta’nın olduğu bir ekipte daha iyi olmak kolay değil. Beklediği şey olmadı fakat karşılığında Eto’o’nun tam istediği şey oldu. Arzulu, hayalleri olan ve ağırbaşlı bir takım. Bu Inter bir aile ve o bunu hissediyor. Onun arzusu kazanmaya devam etmek ve ben,m olduğum bir ekipte oldukça devam edecek.

M: İkinci maçta Barcelona’ya karşı endişe ile mi oynadınız.

Mou: San Siro’daki maç Barcelona’yı şaşırttı. Onlara karşı bir ekibin böyle oynabileceğini düşünmemişlerdi. Son iki yılda kimse onları futbol açısından böyle zor duruma sokmamıştı. Bir süprizdi. Baskı kurmaya çalıştılar fakat top orada değildi, direk bir alandan üçüncü alana taşıdık ve orada da fantastik bir şekilde oynadık. Sadece ikinci maçta bahsedemezsiniz çünkü gerçek maç büyük bir taktik ve istekle oynanan birinci maçtı. Camp Nou’da bunu korumamız herkesin yapacağı şeydi. İlk maçta yaptğımız ise kimsenin yapamadığı bir şeydi ve farkta buradaydı.

M: ve ayrıca Inter 1 kişi eksikti.

Mou: Milano’da kazandığımız için korumaya çıktık. İlk maç çok rahatlıkla 5-2 bitebilirdi ama herkes 2.maçı konuşuyor çünkü bazıları kendi filozofilerini ve imajlarını korumak istiyorlar. İmajını ortaya çıkaran bir konuşma yapmak çok kolay. Bir tarihi Barcelona’da sahaya otobüs koydular diye yazmaya çalışıyorlar. Otobüs koymadık, kanatları açık Airbus A-340 koyduk. Soru ise niçin? Çünkü; Motta, Sneijder, Pandev, Eto’o ve Milito ile 3-1 kazandık ve Pandev’i çıkardığımda Balotelli’yi koydum. İşte Inter o zaman kazandı.

M: Van Gaal’e ne boçlusunuz?

Mou: Barcelona gibi bir kulüpte onunla 3 yıl çalışma fırsat çok büyüktü. Hayvan gibi çalıştım. Sahada görevlerim vardı, rakipleri izlemeye gittim, bilgileri hazırladım, rakiple konuştum, takımı çalıştırdım. Ona çalışmamla ve terimle ödedim. Van Gaal büyük bir hoca ve benimle çok dürüst biri. O yüzden hayatımdaki bazı kararlarda çok etkiliydi.

Benfica’ya ikinci antrenör olarak gitme fırsatı yakaladığım zamanı hatırlıyorum. Benim bırakmadı. Bana birinci antrenör olarak olsaydı serbest bırakacağını söyledi. Birinci antrenör olarak alacaklarından daha iyi olduğumu söyledi. Benimle inanılmazdı ve buna şükrediyorum. İmajı karakterini yansıtmıyor.

M: Bu Cumartesi, usta mı çömez mi kazanacak?

Mou: Ben onun çömezi değilim. Ben onu antrenör olarak çok iyi tanıyorum ama o beni tanımıyor. O beni sadece yardımcı olarak tanıyor. Bu büyük bir fark.

M: Madrid’e ne oldu?

Mou: Bilmiyorum. Benim kendi alanım ilgilendiriyor. Eğer aynı zamanda, Madrid-Barça, River-Boca ve Atalanta-Bologna oynuyorsa ben en sonuncusunu seyrederim. Sonra, eğer zamanım varsa, Madrid’i, Barça’yı, Manchester’ı, Munich’i veya diğer Avrupa’nın büyük kulüplerinden birini seyrederim. O yüzden Madrid’i çok iyi tanımıyorum ama tahmin edebilirim ki; oyuncular, taraftarlar’ın isteği iyi oynamak, en iyisi olmak ve kupalar kazanmaktır. Bunlardan biri eksik ise mutlu olamazsınız. Bu yıl Madrid bir şey kazanamadı o yüzden mutsuzluklarını anlayabiliyorum.

Düşündüğümden uzun sürdüğünden parça parça çevireceğim.
Mourinho Röportajı - 2

18 Mayıs 2010

Interlilerden, Totti'ye Ağır Laf

İtalya'da şampiyonluk kutlamalarının bir diğer güzel yanıda her zaman rakibe taş atmak. Bu seneki kurban Totti. Roma'lının baş parmağını ağzına götürerek yaptığı gol sevincine kinayeli bir taş var. Beyaz pankartta şöyle yazıyor.

"Totti, anziché un pollice in bocca, mettiti il medio in culo"

"Totti, parmağını ağzına götüreceğine, orta parmağını kıçına sok"

29 Nisan 2010

Inter Kazandı, Futbol Kaybetti (Çekirge 1 Zıplar, 2 Zıplar...)


Bu sene Inter ve Barcelona tam 4 maç yaptı ve bunların 3 tanesini 90 dakika seyrettim diğerini Star TV sağolsun seyredemedik. Benim seyrettiğim 270 dakika da Inter'in neredeyse gol pozisyonu yok. Toplasan 2-3 tane pozisyona girmişler buna karşılık, özellikle grup maçlarından Camp Nou'da oynanında Barça rakibini ablukaya aldı. Dünde farklı bir durum yoktu. Inter 11 kişi iken bile bırakın rakip yarı sahasını geçmeyi kendi yarı sahasının yarısını bile geçmeyi hedeflememişti. Peki nasıl oldu da bu takım Barcelona'ya 3 gol attı. Bunu hiçbir zaman tam anlamıyla çözemeyeceğiz galiba. 

Başarıya giden yolda herşey mübah deyip 11 değil 15 kişi bile defans yapılır diye düşünebilirsiniz. Unutmamak gerekir ki, kazanılan kupalar onlara verilen önem ile değer kazanır. Mesela bu defansif futbol İtalya'da uzun zamandır var ve şu anda daha da öteye gitmiş durumdalar. Şampiyonluğa oynayan takım deplasman maçına tek forvetle çıkıyor ve önce 1 puan diyor. Bunun sakıncıları da uzun vadede geliyor. Seria A, eskisi gibi takip edilmiyor. İnsanlar İspanya'da İngiltere'de önde gelen takımların ortalama bir takım ile yaptıkları maçları, Seria A daki derbilere tercih ediyorlar çünkü orada futbol yok! Önce defans, şansa da bir gol attı mı 90 dakika ceza sahası içinde öbek oluşturuyorlar. 
Bu çok carpıcı bir durum değil. Önümdeki 3 sene de yarı finallerde Inter'in oynadığı futbolu seyrederseniz gerçekten 3 sene sonra Şampiyonlar Ligi finalinin oynandığı günü önceden takviminizde işaretlermisiniz? Tabii ki hayır. Bu oynanan oyun, futboldan ilgiyi azaltır. Bakın Yunanistan'ın kazandığı Avrupa Şampiyonası'nda öyle bir defansif kalitesiz futbol oynandı ki, insanlar o turnuvayı resmen tarihlerinden sildiler. Umarız finalde daha az defansif oyun görürüz.

Not:Aşağıdaki fotoğraf Milano'da değil İspanya'nın başkenti Madrid'te Real Madrid'in Şampiyonluklarını kutladığı Cibeles'te çekildi. Bu nasıl bir düşmanlık!
Not:2 Lütfen İlker Yasin'in maç anlatması devlet tarafından men edilsin. Yüzlerce hata, anlamsızlık sayarız ama ikinci yarı (oyuncu değişikliği bile olmadan) Iniesta'yı maç soktu ve 10 dakika oynattı ya. Helal olsun!

28 Nisan 2010

Premier Leauge'de dengelerin bozulumu (Avrupa Liglerinde En Çok Gol ve Fark Atılan Atılan Maçlar)

Premier Leauge'de dengelerin bozulmaya başladığını Chelsea, Sunderland'i parçaladığında burada yazmıştık. Avrupa'da liglerin bitmesine bir kaç hafta kala, bütün oynanan maçların skorlarına bakınca, gerçekten 4-4-2'nin vatanında artık defans namına bir şey kalmadığını görüyoruz. Nereden başlayacağımızı bilemesekte, bir takımın 9 gol yediği tek maç Tottenham - Wigan (9-1) maçı diye söze girebiliriz. 

Bunun ardından bir maçta yenilen en fazla gol 7 olmakla (4 kere olmuş) beraber bunun 3 tanesinin Premier League'ten olması yanından bunların hepsinin de Chelsea tarafından atılması gerçekten not alınması gereken bir nokta.(Aston Villa'yı 7-1, Stoke City'yi 7-0, Sunderland'i ise 7-2). Diğer 7 gol atan Avrupa ekibi ise Bayern Munich (Hannover 96'yı 7-0 ile geçti.) 

Bundan sonra ki en büyük fark ise Werder Bremen'in Freiburg'u 6-0 geçmesi. Ardından İngiltere'de devam ediyor 6'lar; Arsenal-Blackburn Rovers (6-2), Manchester City, Burnley deplasmanında 6-1  yaparken, yine Arsenal, Everton deplasmanında aynı skorla 6-1 geçiyor. Liverpool ise kendi sahasında Hull City'yi 6-1'lik tarife uyguladı. Türkiye'de ise şaşırtıcı bir şekilde bir maçta en fazla gol yiyen takım şu anda 5.lik mücadelesi veren İstanbul Büyükşehir Belediyespor. Abdullah Avcı'nın öğrencileri Bursa'dan da Trabzonda da 6 gol yerken sadece Trabzon'a 1 gol atma başarısını göstermiş.İspanya'da da en fazla atılan gol 6 ve en fazla acı çeken takım Zaragoza (Barcelona 6-1, Real Madrid 6-0). Bunun yanında Real Madrid, Nihat Kahveci'nin eski takımı Villarreal'i de 6-2 ile geçmiş. 

Diğer Göze Çarpan Skorlar

5-0 (Chelsea-Blackburn, Manchester United-Portsmouth, Manchester United-Wigan, Tottenham-Burnley, Real Madrid-Xerez, Villarreal-Tenerife, Grenoble-Auxerre, Lorient-Boulogne)

0-5 (Portsmouth-Chelsea, Wigan-Manchester United, Tenerife-Barcelona, Genoa-Inter, Freiburg-Leverkusen)

Not:  Bütün analizler tarafımdan yapıldığından lütfen kaynak göstermeden kullanmayınız)

13 Nisan 2010

Avrupa'nın En Büyük 6 Liginden Detaylı Analiz (Sayılar ve Seriler) - 2


Artık Avrupa liglerinde son haftalara girerken, daha önce yaptığımız  6 lig analizini  (Premier League, La Liga, Calcio, Bundesliga, Turkcell Super Lig, Leauge 1) güncelliyoruz. Bayern Leverkursen'in yenilmesinden sonra bildiğiniz gibi namağlup takım kalmamıştı. Önce Mallorca, ardındanda bu hafta Real Madrid'in Barcelona'ya yenilmesi sonucu kendi sahasında puan kaybetmeyen ekipte kalmadı. Şimdi gelelim göze çarpan istatistiklere;
  • En Az Mağlup Olan takım: Barcelona (1) - Atletico Madrid onu yenen tek takım olarak göze çarpıyor
  • En çok galip gelenler: Barcelona ve Real Madrid (31 maçın 25'ini kazarak 81% oran ile)
  • En çok berabere kalanlar: Vallodolid (42% oran ile, 31 maçın 13'ünde) hemen ardından 41% ile Ankaragücü ve Manisaspor geliyor (29 maçta 12 beraberlik)
  • Maç başına attığı gol ortalaması en yüksek olanlar: Real Madrid (2,68) - Chelsea (2,55) - Barcelona (2,48)
  • Maçlarında atılan gol ortalaması en yüksek olanlar: Wolfsburg (3,63) - Real Madrid (3,58) - Chelsea (3,45)
  • Maç başına yediği gol sayısı en az olanlar: Barcelona (0,61) - Beşiktaş (0,66) - Auxerre (0,78)
  • Kendi Sahasında Yenilgi Görmeyenler: Inter, Palermo, Sampdoria, Barcelona
  • Deplasmanda maç başına en çok puan alanlar: Barcelona (2,31) - Real Madrid (2,13) - Bursaspor (1,87) burada 4.sırada Beşiktaş bulunuyor (1,86)  
Araştırma daha bir çok veriyi kapsasada, Real Madrid ve Barcelona'nın La Liga'da kurduğu ezici üstünlük bütün istatistiklerde onları en başa koyarken hemen artlarından Chelsea (attıkları 7 ve 5 goller yardımıyla) geliyor.

Bütün analizler tarafımdan yapıldığından lütfen kaynak göstermeden kullanmayınız)

5 Nisan 2010

Ringhio Her Zaman Özel...

Milan'ın efsanevi oyuncusu Gattuso boşuna "Ringhio" (Hırlayan) lakabını almadı tabii ki. O her zaman çizginin biraz dışında yürüyor. Yukarıdaki fotografta haftasonu oynanan Cagliari maçından sonra soyunma odasına giderken çekilmiş. Forma tamamda şortu kimle değiştirdi acaba?

31 Mart 2010

Mourinho'dan İtalyan Futbolu Üzerine İnciler

Jose Mourinho, Şampiyonlar Ligi öncesi içini yabancı basın mensuplarına dökmüş. Daha yeni 35 bin Euro para cezası alan Portekizli dersini almamışa benziyor.

- I don't like it and it doesn't like me (Ne ben onu ne de o beni seviyor)
- I am very happy at Inter but not in Italian football (Inter'de çok mutluyum ama İtalyan futbolunda değil)
- I always speak with my heart but if I spoke with my heart now about Serie A I would be suspended (Her zaman kalbimden geçenleri söylerimi fakat şimdi Seria A ile ilgili kalbimden geçenleri söylersem ceza alırım)

23 Mart 2010

Chievo-Catania Maçında Şike Mi Yapıldı?

Cuma günü İddaa haftasonu maç programını açıklayınca herkesin dikkatini 1,70 beraberlik oranı ile bu maç çekmişti. İtalya Seria A'da buna benzer düşük beraberlik oranları ile daha önce de karşılaşmıştık fakat hiçbiri sezonun bitmesine bu kadar süre varken olmamıştı. Genelde son bir kaç haftada veriliyordu bu oranlar. Bu düşük oranın sebebi ise, yabancı bahis şirketlerinin bu maça yüklü miktarda (2 Milyon Pound) beraberlik ve 217 Bin Pound'ta 1-1 maç sonucu oynanması nedeniyle bahisleri kapatmış olmasıydı. 

Aşağıda özetinin videosunu bulacağınız maçta, Chievo çok baskın oynamasına ve pozisyon bulmasına rağmen aradığı gole 64. dakikada ulaşabildi. Bahis dedikodularını doğru mu diye kafaları kurcalamasının sebebi ise, Catania'nın yenik duruma düşene kadar hiçbir gayret göstermemesi ve durum 1-0 olduktan sonrada çok kolay çalınan bir penaltı ile maçın 1-1 berabere bitmesidir. Zaten her zaman bahis ve şike ile başı dertte olan İtalya için kötü bir haber oldu.

22 Mart 2010

13

13, Inter'in son 7 haftada kaybettiği puanların toplamı. Her ne kadar Chelsea galibiyetinden sonra artık Seria A'nın bir önemi kalmadıysa da, o kadar puan farkının kapanması bile Mourinho'yu deli eder. Sonuçta her şey yolunda giderkende herkese sarıyordu ki şimdi Allah'tan Şampiyonlar Ligi var yoksa o oyuncuların yerinde hiç kimse olmak istemezdi.

Parma - Inter: 1-1 
Napoli - Inter: 0-0
Inter - Sampdoria: 0-0
Udinese - Inter: 2-3
Inter- Genoa: 0-0
Catania - Inter: 3-1
Palermo - Inter: 1-1

15 Mart 2010

Italyanlar Çıldırmış Olmalı -2

Bunun bir örneğini ocak ayında yaşamıştık. Seria A'nın gol ortalaması bu sene geçen senelere nazaran biraz yukarıda seydiyor (Maç başına gol sayısı: 2,57) Bu hafta olduğu gibi de zaman zaman güney amerika ligleri ile yarışcasına goller dökülüyor. Bu hafta maç başına gol ortalaması 3,90. Evet, inanılmaz bir rakam. İddaacı lugatı ile sabaha kadar ALT olan İtalya ligi maçlarında bu hafta 4-6 gol oynasanız en 5 maç biliyordunuz! 

Bu rakamlar çok korkutucu ve defanstaki başarısı ile 2006 Dünya Kupasını alan İtalya milli takımının 2010 Dünya Kupası'ndaki performansı konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. 

Bu haftaki maçların sonuçları;
Milan 1 0   Chievo
Bologna 1 1   Sampdoria
Genoa 5 3   Cagliari
Juventus 3 3   Siena
Lazio 0 2   Bari
Livorno 3 3   Roma
Parma 1 0   Atalanta
Udinese 3 2   Palermo
Napoli 1 3   Fiorentina
Catania 3 1   Inter

22 Şubat 2010

Avrupa'nın En Büyük 6 Liginden Detaylı Analiz (Sayılar ve Seriler)


 
Rakamlar, özellikle seriler üzerine kurulmuş istatistikler her zaman sporu daha da güzelleştirmiştir. O yüzdendir namaglup kapatılan sene üzerine tezahüratlar yazılması. Uzun zamandır burada Ono Estadi Efsanesi'ni takip ediyorduk. Bu seri, geçen hafta sonu Sevilla hezimeti ile sonuç bulunca, Real Madrid kendi sahasındaki maçların hepsini alabilen (12 de 12) tek takım olarak kaldı. Bu durumda beni analizi daha detaylı yapmaya itti. (Bütün analizler tarafımdan yapıldığından lütfen kaynak göstermeden kullanmayınız)

Şu anda Avrupa'nın en büyük 6 liginde ( Premier League, La Liga, Calcio, Bundesliga, Turkcell Super Lig, Leauge 1) namaglup ünvanını devam ettiren tek takım Bayern Leverkusen. Almanya'da Bayern Munich ile liderligi paylaşan Bayern Leverkusen, oynadıkları 26 maçın 13'ünü alıp 10 tanesinde beraber kalmışlar. Oynadıkları maç başına puana bakınca ise Barcelona (2,52) ile en önde bulunurken onu Real Madrid (2,43), Chelsea (2,26) ve Inter (2,20) takip ediyor.Maç başına atılan golde de İspanyollar önde bulurken (Real Madrid, 2,57 - Barcelona, 2,48) onların arkasından İngiliz takımları (Chelsea, Manchester United, Arsenal - 2,33) sıralanıyor.

Kendi sahasındaki performanslarda Real Madrid'in en iyi olduğunu belirtmiştik. İddaaseverlerin çok iyi bildiği evinde hiç mağlubiyet tatmamış takımlar ise şöyle; Galatasaray, Bayern Leverkusen, Bayern Munich, Mainz 05, Inter, Napoli, Palermo, Sampdoria, Barcelona, Real Madrid, Chelsea, Manchester City. Tabii ki maglup olmamak en iyi performans demek değildir, maç başına puan ortalamasına bakınca kendi sahasında aslan kesilen Mallorca, Manchester United, Roma ve Fenerbahçe ilk 10 da olmalarına rağmen 1-2 mağlubiyetleri olduğu için bu listeye giremiyor.  Kendi sahasında 3,42 gol ortalaması ile Real Madrid de misafirperverliğin eskide kaldığını gösteriyor. Onu 3,00 ile Chelsea ve 2,91 ile Barcelona kovalıyor.

Deplasman performanslarına bakınca en ilgi çeken ise Kayserispor'un 2,00 maç başına puan ortalaması ile Valencia ile birlikte ikinciliği paylaşması.Birinci ise Katalanların Barcelona'sı (2,25) oluyor.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails