Frank Rijkaard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Frank Rijkaard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2011

Ne Yaptın Ferrari !


Bir maçın bütün yükü bir oyuncunun üzerine yıkılır mı? Eğer bu gol pozisyonu olmayan, sırtının kaleye dönük olduğu ve topun olmadığı bir nokta da kırmızı kart görerek penaltıya neden olan bir oyuncu ise; evet yıkılır. 1-0 geride santra yaptığımız maça bir de panik eklenince maçın kontrolü elimizden gitti. Ekrem’in golü ile tekrar solunum yollarımız faaliyete geçince Beşiktaş’ta kendisini buldu ve daha rahat oynamaya başladı bud a ardı ardına gol pozisyonları üretmemizi sağladı.

Bu nokta bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Schuster’i neden desteklememiz ve takımda kalmasını sağlamamızı gösteren çok açık bir nokta var. Maça geride başlıyoruz, takım dağılıyor ama öyle ofanisf bir yapı var ki; 10-15 dakika içinde toplanıp tekrar rakibi ablukaya alabiliyoruz. Beşiktaş’ın son 10 yılında maalesef bunu pek göremedik. Geriye düştüğümüz çoğu maçı tribünde seyretmeyi bile bıraktığım zamanlar olurdu. Çünkü emindim ki olsa olsa bir beraberlik çıkar diye. Beşiktaş, göze hoş gelen oyun oynarken oturmamış defansı ile tarihinin en kötü sonuçlarını alıyor. Bu nokta bir seçim yapmamız gerekiyor.

Unutmamak gerekir ki, Schuster ile Beşiktaş’ın durumu Galatasaray’lı Rijkaard’tan çok farklı. Orada ne sonuç ne de ortada oynanan bir futbol vardı. Beşiktaş sakatlıklardan bu yıl çektiği kadar hiç bir şeyden çekmedi. En önemli oyuncularımız Guti ve Quaresma en az 4-5 hafta oynayamadı ki ligden de bu arada koptuk. Ardından defansta yaşanan sorunları üst üste geldi.

Schuster’in yaptığı aykırı davranışlar olsa da, acımasız eleştirilere karşıyım. Toraman oynuyor tam bir felaket, ardından Ferrari ve Sivok isteniyor, onlar oynuyor her gelen duran top gol oluyor kalede, ardınan onlar da değişiyor bu sefer niye kulübede yoklar diye eleştiri geliyor. Eğer o adamlar oyuna girmeyecekse, kulübede ne işleri var? Uğur mu getirecekler, totem mi yapacaklar!

Ferrari, Schuster’e neşteri attı ve öylece bıraktı. Şu anda hızla kan kaybı yaşıyoruz. Sezon sonunda müzeye götürülecek Türkiye Kupası bundan önce olduğu gibi bir kesim için yeterli olacak sanılmasın.

18 Şubat 2011

Biraz 60’ların Futbolu, Biraz Yeni Nesil Futbol (1-4)

Schuster, 60’ların futbolunu oynayan Türk takımlarını yerden yere vurarken dün akşam İtalyan / İngiliz karşımı yeni nesil futbol karşısında duvara çarptı. Dinamo Kiev, defansif olarak 60’ların futbolunun en güzel örneğini gösterirken ilk yarı korner hariç neredeyse yarı sahalarını geçmediler ve aynı zamanda dakika 88 dahil olmak üzere hep önde bastılar. Beşiktaş’ın defans oyuncularını 4 oyuncu ile karşılarken, Guti ve Quaresma’ya alınan önlemler faydasını gösterdi ve top ayaklarına geldiğinde başlarını bile kaldırma şansı bulamadan topu ayaklarından çıkarmak zorunda kaldılar. Eminim Bernd Schuster, Dinamo Kiev’in de futbol anlayışını eleştirebilir fakat ortada 1-4’lük bir skor ve kaybedilmiş bir tur var.  

Bu aşamada Alman Hoca’nın ve ekibinin bir şeyleri gözden geçirmesi gerekiyor. Her ne kadar taraftar farklı mağlubiyet ile sinirlenip protestolar yapsalarda onlarda Schuster’in oyun anlayışını destekliyorlar. Ve biliyorlar ki bu oyun anlayışına geçiş sancılı oluyor. Frank Rijkaard’ın Barcelona’daki ilk günleri ardı ardına gelen mağlubiyetler bunun en bilinen ve en güzel örneğidir. Bizde eğer Mustafa Denizli’nin ve daha önce Lucescu’nun aşırı defansif oyununu eleştirdiysek ve zevk almadıysak, yapacağımız tek şey sabır ile Schuster’in oyun anlayışını takıma tam olarak yansıtmasını beklemek.

Peki, tek ilacımız zaman mı? Hayır, gerek yönetim gerekse teknik kadronun bu geçiş sürecinde daha dikkatli ve fedakar olması gerekiyor. Schuster, 60’ların futbolu diye bir yenilgiyi açıklar ama üst üste alınan yenilgileri ve puan kayıplarını açıklayamaz. Dün akşam, artık Taksim’den görünen defansif boşlukları ve orta sahadaki çaresizlikleri çözmek için geç hamle yapması ve onu da hatalı yapması takımı intihara sürükledi. Tek yabancı hakkını Almeida’dan kullanıp onu sahaya sürmemesi de ilginç bir durum. Eğer bu forvet ikilisine inanıyorsa neden bunlar ile oynamıyorsun lig maçlarında? Eğer Almeida’ya güvenmiyorsan neden Simao Sabrosa ile oynamıyorsun? Defans dörtlüsün en son ne zaman beraber oynadığını hatırlamıyorum bile.

Beşiktaş’ın ihtiyacı kondisyon ve defansif oyuncu.  Defansif oyuncu 2 ayda yetişmiyor. Doğru transferde ancak yıl sonunda yapılabiliyor. Her ne kadar sakatlıklardan çok çektiysek, Beşiktaş’ın kale önünde oynayacak tecrübeli bir defans oyuncusuna ihtiyacı olacak. Gerek Sivok gerek Ferrari bunu pek karşılayamadı uzun zamandır. Toraman’ı zaten gideceğinden dolayı hiç saymıyorum bile. Kondisyonda ikinci şart, dün 34 yaşındaki Shevchenko bile önde basıyordu. Bizim takımda önde baskı maksimum bir yarı. Eğer Schuster, hiçbir zaman vazgeçmem dediği futbol anlayışına devam etmek istiyorsa oyuncuların kondisyonunu çok yukarı çıkartması gerekecek.

Bernd Schuster’i kullanma süresi çoktan geçen Beşiktaş yönetimi gönderemeyeceğinden dolayı, kendisi karar verecek ne kadar bu takımla devam etmek istediğine. Dün verdiği mesaj “Rahatsızlık duyan stada gelmesin, eve gitsin” gösteriyor ki, inatçı Alman Hoca seneye de bu takımda yer alır ve bunun da Beşiktaş’ın yararına olacağına inanıyorum. Yeteri kadar sabredilmeyen daha doğrusu hiç sabredilmeyen Ertuğrul Sağlam ile neleri kaçırdığımızı Beşiktaş taraftarı çok iyi biliyor. Ertuğrul hoca çok daha başarılı iken ilk yenilgisini aldığı (yine bir Ukranya takımından) Metalist maçı sonrası kapı dışarı edilmişti.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails