Futbol Federasyonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbol Federasyonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2011

Elveda Türk Futbolu (Yere çakıldık emniyet kemerlerinizi açabilirsiniz!)


Futbol'da her yükselişin bir düşüş dönemi vardır. Bu kaçınılmaz düşüşün irtifa kaybı ve şiddeti ise dümendeki kişilerin ne kadar usta olduğuna bakar. Ferguson'un Manchester United'ı da düşüş yaşar, Cruff'un Barcelona'sı da, Gordon'un Beşiktaş'ı da...bu liste uzar gider... Bazıları bir iki sezonda, bazıları ise bir kaç yıl durduramazlar bu düşüşü. 

Milli futbol takımımız 2002 yılının sonlarında başladığı düşüşü ne yazık ki kimse durduramadı ve Hırvatistan maçı ile hayal bulutları üzerinde seyreden uçağımız yere çakıldı. Bu sürede 2008 Avrupa Şampiyonası'ndaki başarımızı göz ardı etmeme itiraz edenler olabileceklerdir ama ben oradaki Almanya maçı hariç hiç bir maçı cuma günkü Hırvatistan maçından ayırt edemiyorum. Tek fark dakika ikide gol yememiz ve Hırvatların bütün takım defansa gömülmeleri. Onun dışında oynadığımız oyun 4 yıl öncesinden çok farklı değil. O zamanlar yıllarca kimsenin güvenmediği Semih'e bakarken bu sefer yıllarca kimsenin beğenmediği Burak'tan bekliyoruz golü. Yani 4 yılda kimseyi yetiştirememişiz Türk Futbolu için. 

O zaman 2002'de başarı değil diyebilirsiniz ama ben buna pek katılamayacağım. İlk grup maçında Brezilya üzerine saldırmamız, topu ayağımızda tutup oyuna yön verebilmemiz açısından günümüzdeki kadrodan çok daha kaliteli bir kadroya sahiptik. Tabii ki o kadro okunmuş! bir jenerasyondan geliyordu ama 10 yılda 1 kişi mi yetişmez ya! tek beklentimiz Almanya'dan çıkacak ve Türk Milli Takımını seçecek bir Mesut Özil.

Bazı kişileri kovmazsanız Schuster gibi kendi kendilerine gururları ile gitmezler. Bir daha oturdukları gibi koltuk bulamayacaklarındandır bu. o yüzden artık federasyonun o koltuğu altlarından çekme vakti gelmiştir. Herkes gibi Türk olsun ve yıllarca takımı yönetsin istiyorum ama Abdullah Avcı gibi yetenekli bir hocayı da Ersun Yanal'ı harcadığımız gibi harcamak istemiyorum. Bildiğiniz gibi "biz senin sonuna kadar arkandayız" mesajı Türkiye'de 3 maç üst üste kaybedene kadar devam eder.

26 Ağustos 2011

104 Yıllık Çınar'ın Yanlışları ve Doğruları

Taraftar sayısının en fazla Fenerbahçe'de olduğu bir gerçek. 1985'e kadar alınan 11 şampiyonluk ve babadan oğula geçen kültür mirasımızdan dolayı bunun bizi şaşırtmaması gerekir. Böyle kalabalık ve güçlü oluncada hata yapsanızda, kolay kolay kabul etmeyip üstüne üstlük affedilmeyi beklemenin sadece Türklere ve ülkemize özgü olmadığıda bir gerçek. Bu iki nokta üzerinden bakınca süreci tekrar gözden geçirirsek Fenerbahçe'nin yaptığı yanlışlardan geçte olsa ders çıkarttığını ve doğruları bulmaya başladığını görüyoruz.

Aykut Kocaman'ı devre arasında yaptığı açıklamalardan dolayı pek sevmiyordum. Gereksiz bir kaos yarattı Aziz Yıldırım ile birlikte. Futbolcular zaten rakip olduğundan her yaptıkları batar. Buna rağmen, Ben ne hocanın ne de oyuncuların bu işin içinde olduğuna başından beri inanmadım. Onların alın teri döktüğü doğrudur ama burada aynı zamanda Mustafa Denizli için "takımı o mu şampiyon yaptı" diyebilecek bir başkanda söz konusu olunca. Her türlü şaibe ortaya atılabilir.

Bir kere daha en baştan bakarsak. Bu işte bir yanlış olduğu ikinci yarı başladığında belliydi. Fenerbahçe'nin Avrupa Kupası ön eleme maçlarını, Süper Lig'teki ilk yarıda oynadığı maçları ve Federasyon Kupası'nda oynadığı maçlara ilave olarak Antalya'daki hazırlık maçlarını seyretmiş bir kişi olarak bu takım nasıl çıkıp 18-17'de yaptığı sorusunu her hafta kendime sordum. Bu imkansız. Barcelona gibi her kulvarda diğer takımlara üstünlük sağlayıp bunu yapsan anlarım ama bu performansla bu nasıl yapılır?

İşte bu nokta, gerek Fenerbahçeli yöneticiler gerekse taraftarlar bu soruyu kendilerine sormadılar ya da sormak istemediler. Sonuçta son haftada giden bir Şampiyonluğun ardından yaşanan bir ligden bahsediyoruz. 

Şike soruşturması başlayınca, bu soruyu kendilerine sorsalar inanmaları daha kolay olur ve karar vermeleri daha sağlıklı olabilirdi. Çok net olarak gözüküyor ki; Federasyon, Fenerbahçe ile soruşturma başından beri herşeyi paylaşıyor ve alternatifleri tartışıyormuş. Ali Koç keşke bu bilgiler ışığında biz güçlüyüz bize birşey olmaz diye kandırılmasaydı. Dün verdiği kararı o gün verse bu kaos çok daha kolay atlatılabilirdi.

Şu anda durum çok daha kötü. Google'a Fenerbahçe yazıyorum CNN International'ın şike haberi ilk geliyor. Fenerbahçe Yönetimi Aziz Yıldırım hakkında daha net karar verebilseydi şimdi sadece kendilerini kurtarmaz aynı zamanda Federasyon'un, Beşiktaş başta olmak üzere diğer takımlar hakkında daha kolay karar vermesini sağlardı. 

Fenerbahçe'nin Bank Asya'ya gitmesi tabii ki onları küçültmeyecek. Bakın Juventus ve Milan'a, onlar hala büyük. Keşke bunu daha erken görebilselerdi ama bu kadar keskin konularda son 12 yıldır diktatör gibi bir Başkanın yönettiği kulüplerde kafana göre karar veremiyorsun. Bu karar doğru olsa bile. Bakın Nihat Özdemir'e bir lafı ile Metris'te infazı yapıldı ve kulüpten ayrıldı. Şu aşamada diğer kulüpleri bir anda dışarıda bırakmak çok daha zor.

23 Haziran 2011

Akşam Güneşi Yüzüne Vururken Maç Seyretmek…


En çok bunu özledim, maçlar şifreli kanallardan yayınlanmaya başladıktan sonra. Bu haftaki yazısında Ercan Taner, hem maç saatleri hem de sezon takvimi konusunda çok haklı eleştirilerde bulunuyor. Maçlar artık Cuma ve Pazartesi dahil olmak üzere akşam geç saatlerde oynanıyor ve çalışanlar için maçlara gidip gelmek tam bir eziyet oluyor. Ayrıca sezon ortasında verilen arada o kadar uzun ki, tatil sonrası boşluğa düşen çalışanlar gibi şubatta maçlar başladığında puan durumunu unutmuş oluyoruz neredeyse. Bir kaç hafta geçtikten sonra o heyecanı tekrar yakalayabiliyoruz.

Bence futbol federasyonu nasıl her takıma belli sayıda Cuma ve Pazartesi maçı ayarlamaya çalışıyorsa, her takımın en az 5 tane iç saha maçını öğleden sonraya koyabilir. Düşünsenize, öğlen evden çıkıyorsunuz maça git gel akşam olmadan evdesin ve ailenle, çocuklarınla akşam yemeğini yiyiyorsun veya gezmeye gidiyorsun. Şu anki vaziyette eş dost ile bile görüşmekte zorlanıyorsun. Haftasonu zaten iki gun var, pazarları pek kimse program yapmak istemiyor ertesi gun mesai olduğundan, ee bir de Beşiktaş’ın maçı Cumartesi ise… o zaman arkadaşlara biz sizinle 2-3 hafta sonra görüşelim diyorsun.

Avrupa’nın önde gelen ligleri saatleri aralarında güzelce paylaştığından (Cumartesi Premier League ve Bundesliga, Pazar Seria A ve La Liga) bunu yapmak kolay değil gibi gözükse de bizim ligin İspanya haric hicbir yerde gosterilmedigini göz önüne alırsak Cumartesilere büyüklerin maçlarını koyabiliriz.

15 Mayıs 2010

Federasyon Fenerlilerin Sevincini Görmek İstemiyor Mu?

Her ne kadar bu sene iki kupayada erken veda etsek, rakiplermizde olsa kazandıkları başarıyı diledikleri gibi izleyebilmelerini ve kutlayabilmelerini isteriz. Türkiye Futbol Federasyon'u Türkiye Kupası Finalinin maç saati ile ilk testlerinden kalmışlardı. 1983 yılından beri kupaı kazanamayan Fenerlilerin çoğu çalıştığı için maçı seyredemediler. Tabii ki maçın Şanlıurfa'da olmasını ve bu yüzden erken saatte olmasına karşı değiliz ama imkanlar böyle ise alternatiflere bakmak gerekir. Maçı 19 mayıs tarihine alsalar tatil olan günde herkes seyredebilirdi. Kimse Dünya Kupası'nı sebeb göstermesin, İspanya da bu tarihte oynanıyor hem de onlar Dünya Kupası'na gidecekler.

Buna benzer bir düşünce Lig'in son haftasında da var. Neden maçları cumartesiye koymazlar da kim şampiyon olursa, şöyle yarın iş var diye düşünmeden kutlasın geceleyin. Bütün sene taraftarlar bunu bekliyor ve bir çok kişi akşam 10'da bitecek maçtan sonra dışarı çıkmayacaktır. Almanya ve İngiltere'de şampiyonluk taçı cumartesi verildi. İspanya ve İtalya'da pazar olmasına rağmen İtalya'da maçlar 6'da biteceğinden epey zaman var kutlamalar için, İspanya'da 10'da bitecek ama onların akşam yemeğini 10-11'de yediğini ve bir çok maçlarının 10'da başladığı düşünürseniz onların yaşam biçimi içinde çok çok geç bir saat değil.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails